takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

11 Kasım 2019 - 09:55:09 - 287 Okunma

ATATÜRK’ÜN ASKER KİŞİLİĞİ

20.yüzyılın yetiştirdiği büyük önderlerden  biri olan Atatürk, şahsında çok yönlü nitelikleri bir arada taşıyan ender insanlardan biridir. Bu niteliklerden biri de onun üstün asker kişiliğidir. Anafartalar’da cihan devletlerine karşı İstanbul’u kapayan, Sakarya’da yıkılacak tarihi ters yüz eden, 14 günde Afyonkarahisar’ı Akdeniz’le birleştiren büyük bir komutandır. Daha da önemlisi, bütün büyüklükleri milletine mal eden büyük bir önderdir. Prof. Dr. Hamza EROĞLU’nun ifade ettiği gibi, o, milletini 1919 yılının bunalımlı günlerinden  1922 yılının zafer dolu günlerine ulaştıran büyük bir komutandır. Bu başarıda, şüphesiz, bütün nitelikleri yanında, onun üstün asker kişiliği birinci derecede rol oynamıştır. Yine değerli profesörümüzün “Atatürk’ün Üstün Kişiliği” adlı eserinde yetkin insanlardan alıntılar da vererek ve kendi değerlendirmelerini de belirterek ortaya koyduğu gibi: “O, bir millî kahramandır. Cesaretinde şuur vardır. Yetki almada ve kullanmada yeteneğini göstermiştir. Büyük bir teşkilatçıdır. Bir gazetecinin ‘Zaferi ne ile kazandınız?’ sorusuna o, ‘Telgraf telleri ile.’ cevabını vermiştir.

Netice günlerinde, kesin vuruşta, sevk ve  idarede başarılıdır. Her rütbede kumanda ettiği birliklere nüfuz edebilmiştir. Yıkılış harplerinde bile başarılıdır. Savaşta cür’etli, politikada tedbirlidir. Hayatında kararsızlık ve dalgalanmalar yoktur. Askerlik dehası ile insanlık idealini benliğinde birleştirmiştir. Ümitsizliğe kapılmamıştır. Askerî başarılarını ‘Cumhuriyet’le mühürlemiştir. Kazandığı zaferleri, aşırı taleplerle tehlikeye düşürmemiştir. ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesi ile dost toplamıştır. Ezelî düşman tanımamıştır.”

Atatürk, askerlik mesleği gereği bir savaş adamıdır. Savaş yeteneği de çok üstündür. Deneyimlidir.  Böyle olmakla beraber, o hiçbir zaman savaşı sevmemiş, ulusunun ve insanlığın mutluluğuna giden kutlu yolda uğraş veren samimi bir dostluk ve barış önderi olmuştur. “Milletin hayatı tehlikeye düşmedikçe, savaş bir cinayettir.” demiştir.

Anzaklar Günü nedeniyle, Çanakkale’de düzenlenen bir törende, zamanın İçişleri  Bakanı Şükrü KAYA’nın ağzından orada bulunan şehit yakınlarına ve bu savaşlarda ölen yabancı askerlerin yakınlarına okuttuğu şu mesaj ise, onun savaş ve barış anlayışının içten ve anlamlı ifadeleridir:

“Bu topraklar üstünde kanlarını döken kahraman muharipler! Burada bir dost vatan toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.

Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

Mustafa Kemal, Türk askerî değerlerinin tümünü kendi kişiliğinde toplamış eşsiz bir komutandır. Onun Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarında gösterdiği üstün komutanlık yeteneği ve kazandığı büyük zaferler, yakın tarihimizin parlak sayfaları olarak gözlerimizi kamaştırmakta, göğsümüzü kabartmaktadır. Askerî tarih alanında birçok otorite, Mustafa Kemal’i, “Askeri deha sahibi bir komutan” olarak değerlendirmektedir. Nitekim, Lort Kinross, onu şu cümlelerle değerlendirmektedir:

“Atatürk bir yandan savaş adamıdır, bir yandan da barış adamıdır. İçindeki büyük askerî deha, ulusunu çöküntüden kurtarmış; içindeki devlet adamı niteliği ise, hayatına ışık saçtığı milletinin yeniden doğuşunu sağlamıştır.”

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’na göre, “O, mesleğinin âşıkı idi. O samimi ve heyecanlı cenk sanatkârı idi. Muharebe günlerinde, yüzü emsalsiz bir şevk ile parlayamaya başlar; neşesi ve canlılığı  artar, gözlerinde, yaratış esnasındaki bir şairin vecdi, cuşişi (coşkunluğu) ilahi kıvılcımlarını saçardı. Harp günü onun bayramı idi. Trampet seslerini duyunca şahlanan cins küheylanlar gibi top tüfek gürültüleri arasında kahkahalarla güldüğü, yanındakilerle şakalaştığı görülür, vücudundan taşan destani  şetaret (neşe) bütün  muhitine (çevresine) yayılırdı.”

Mustafa Kemal, her şeyden önce, askerliğin sanatkârlık tarafını sevmiştir. ”Ben askerliğin daha çok sanatkârlık yönünü severim.” demiştir. Henüz genç bir subayken, askerlikle ilgili incelemeler yapmıştır. Bunları,“Takımın Muharebe Talimi”, “Cumali Ordugâhı, Süvari, Bölük, Alay, Liva (Tugay) Talim ve Manevraları”, “Beşinci Kolordu Erkân-ı Harbiye ve Tatbikat Seyahati”, “Bölüğün Muhabere Talimi”, Zabit ve Kumandan ile Hasbihâl” adlarıyla  kitap hâline getirmiştir. Bunların dışında yayımlamadığı bazı çalışmaları da olmuştur. Söz gelimi, “Tabiye Meselesinin Halline ve Emirlerin Yazılış Şekline Dair Broşür” adlı bir çalışmasını, 5. Orduya ve komşu birliklere göndermiştir.

Atatürk, askerî eğitim alanına da yeni esaslar ve uygulamalar getirmiştir. Söz gelimi, bugün askerlikte, komutanların “Merhaba Asker!” hitabıyla tören birliklerini selamlama biçimi, Atatürk’ün askerî eğitime getirdiği yeniliklerden sadece birisidir. Bununla ilgili anısını Atatürk, yıllar sonra, yakın arkadaşlarından Nuri Çonker’e şu cümlelerle anlatmıştır:

“Bu ’Merhaba Asker!” lafını ben çıkarttım, biliyor musun. Hem de ta 1910’larda, Selanik Merkez Alayı’nda… O zaman Kolağası idim. Selanik Ordu Merkezi, şehirde de bir Merkez Alayı var. Buna Saadettin adlı babacan bir albay komuta ediyordu. Derken, bu Albay Saadettin, gözlerinden hastalandı. Beni, Alay Komutan Vekili olarak bu alaya verdiler. Sen bunları bileceksin; hatta bunların içinde bir Ziya vardı, şimdi İstanbul’da tüccarlık falan yapıyor, ara sıra yanımıza gelir giderdi.  (Ziya Kılıç). İşte onun Bölük Komutanlığı yaptığı alay. Atladım atıma, kışla meydanında alayın teslim törenine gittim. Tekmil verdiler. Alay selam durumuna geçti, ben yaklaştım.

O zamana kadar biliyorsun gelenek; komutan “Selamünaleyküm” der, kıta da “Aleyküm- selam” diye karşılık verirdi. Ben oldum olası, bu selamlaşmayı sevmem. Birden esti, “Merhaba Asker!” diye bağırdım. Böyle bir seslenişe askerler yabancı, subaylar yabancı. Bir duraksama  oldu. Sonra yarım yırtık bir “Merhaba!” döküldü ağızlarından. Ama, ondan sonra ben nereye gittiysem asker’e, “Merhaba!” dedim. Onlar da bana top gibi bir “Merhaba!” ile karşılık verdiler. Bu “Sağol!” karşılığı sonraların işidir.”  

Yine Atatürk, savaşta cesareti vurgulayan şu sözleri de söylemektedir:

“Muharebede yağan mermi yağmuru, o yağmurdan ürkmeyenleri, ürkenlerden daha az ıslatır.”

Görüldüğü üzere, bu sözler, Atatürk’ün emsalleri arasında ayrı ve ayrıcalıklı bir yönü olan dinamik kişiliğini de ortaya koymaktadır.

Atatürk’ün  Türk askerine sevgisi, kelimelerin sınırını aşacak ölçüde derin ve yüksektir. Hayranlık derecesindedir. O, Türk askeri için şunları söylemektedir.

“Mehmetçik! O ne elmastır, o. Mehmetçik, dünyanın en yiğidi Mehmetçik!…”

“Dünyada sevgisi benim için biricik cömert şey, Mehmet’in, Türk köylüsünün asaletinden gelen şeylerdir. Onun sevgisine inanmış ve kanmış olanlar, insanların en bahtiyarlarıdır.” “Türk Ordusu, onun faziletini, değerini ve bu ordu ile neler yapılabileceğini benim kadar anlayan az olmuştur.”               

Atatürk’e göre, “Hiçbir zafer gaye değildir. Zafer, ancak kendisinden daha büyük bir amacı gerçekleştirmek için bir araçtır… Her büyük zaferden sonra yeni bir âlem doğmalıdır.”

Gerçekten, Atatürk önderliğinde kazandığımız büyük destani zafer, sonucu itibariyle, en başta tarihin akışını değiştirmiştir. Bu zaferden sonra, kendini “Dünyanın Efendisi” olarak görmeye alışmış İngiltere’de başbakan istifa etmiş, “Gölge Düşmez” diye övündükleri ülkeleri, sömürgelerindeki prestijlerini de yitirerek, âdeta bir ada devleti durumuna düşmüştür.

Atatürk, Türk milleti için kuşkusuz bir millî kahramandır. Bu nedenle, ona olan saygımız derin, sevgimiz engin, bağlılığımız sonsuzdur.  O, Türk milleti ile övünürdü, Türk milleti de ebediyen onu yetiştirmiş olmakla övünecektir.

Bu duygularla Aziz Ata’mıza olan minnet ve bağlılık duygularımı bir kez daha ifade ederken, ölümsüz varlığı önünde saygıyla eğiliyorum. Ruhu şad olsun.

 

07.11.2019

Sami YAMAN

Emekli Öğretmen

"Sami Yaman" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku