takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

12 Eylül 2019 - 09:00:11 - 272 Okunma

Arafat, Hira ve Sevr’e Çıkmak

Kabe’nin üç arkadaşı. Haccın tamamlayıcısı, sembolü olan üç dağ. Hacca gidene sorulan soruların başında gelir; “Sevr mağarasına, Hira mağarasına gittin mi?” diye. Bütün hacıların çıkmak istediği üç dağ. Arafat, Hz. Adem ve Hz. Havva’nın buluştukları, Peygamberimizin veda hutbesini irat ettiği dağ. Hira, ilk beş ayetin nazil olduğu, Peygamberimize (sav) okumanın öğretildiği, Allah’ın adıyla okumanın (ikra) farz kılındığı dağ ve mağara. Sevr, Allah’ın İslam düşmanlarından son elçisini koruduğu, yol arkadaşlığının en mükemmelinin yaşandığı, üç dostun (Allah, Hz. Muhammet(sav) ve Hz. Ebubekir) bir arada olduğu ve onlara yol arkadaşlığı yapan güvercin ile örümceğin hikâyesinin yaşandığı dağ ve mağara. Üç anlamlı dağ ve İslam tarihinde çok nemli yeri olan mekânlar. Tüm hacılar Arafat’a gitmek zorundadır, haccın bir rüknüdür Arafat vakfesi. Ancak bu gidiş dağa değil, dağın eteğindeki düzlükte kurulan çadırlaradır. Burada bir gece konaklanır ve buradan şeytan taşlamak için Müzdelife ve Mina’ya geçilir. Bizim kafileyle birlikte arefe gününden önce mekânları tanımak maksadıyla Arafat dağının eteğine gitmiştim. Bizim kafile ile Arfat’ın bir kısmına veda hutbesinin okunduğu, Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın buluştuğu söylenen tepe olan Cebelur Rahme’ye çıktık.

Sevr ve Hira dağına çıkmak her hacıya nasip olmaz. Olmaz, çünkü oraya çıkmak kolay değil. Birincisi kafile başkanı bu iki dağa hacılarını çıkarmaz, çıkarmak istemez. Bizim kafilede olduğu gibi. Rrisk almamak için bunu yapıyor olabilirler. Zira bazı hacılar için tehlikelidir. İkincisi, bu iki dağa çıka-bilmek için hacının sağlık durumunun müsait olması gerekir. Yaşlı ve kilolu olmamak, bir sağlık sorununun olmaması, az da olsa dağ yoluna alışık olmak gerekir. Bu yüzden hacıların tahmin ettiğim kadarıyla en az %75’i bu iki dağa çıkamamaktadır. Hacı olmak için bu iki mağarayı ziyaret şart mıdır? Hayır, şart değildir. Ancak insanın bir parçası yarım ve gözü arkada kalır, çıkmadığı zaman. Kendisinde eksiklik hisseder. Onun için haccın dört dörtlük yapılabilmesi için genç, sağlıklı ve manen hazır bir şekilde gelinmesi üzerine sık sık vurgu yapıyorum.

Otelimizde Tokat hacılarının bir kafilesi ile İstanbul hacılarının bir kafilesi birlikte kalmaktayız. Gençlik, insanlarla sıcak ilişki, biraz da günlük yazmak gibi etkinlikler İstanbul kafilesi ile yakın ilişki kurmamı sağladı. İstanbul kafilesinden bir hoca Hira Mağarası için Hira Dağı’na bir tur düzenledi. Lobide otururken, hocam gece Hira Dağı’na çıkacağız, gelmek ister misin? diye sordu bana. “Hocam, Allah’tan istedim bir göz, o bana verdi iki göz!” diyerek elbette gelirim dedim. Ama 10 riyal’dir ve kimseye söyleme, çünkü otobüsümüzde yer yok dedi. Saatimi kurdum, sabaha karşı uyandım ve yola çıktık. Sabah namazını dağın eteğinde kıldık ve namazdan sonra tırmanmaya başladık. Güzel bir spor ayakkabısı ve dinlenmiş ayaklarla tırmandım dağı. Dar yollar ve dik yokuşları tırmandıktan sonra zirveye ulaştık. Zirveden arkaya doğru 50-60 metre indikten sonra mağaraya ulaştık. Mağaranın girişi iki kişinin sığabileceği, içinde üç beş kişinin barınabileceği büyük kaya parçalarının örttüğü bir boşluk. Buna rağmen içeride bir kısım insan ve mağara girişinde 80-100 kişilik kalabalık birbirini eziyor, içinde bayanlar da var. Hacı sabır diyorsun; bunların ya aklı yok ya da şimdi yitirdiler diye düşünüyor uzaktan seyrediyorsun. Duanı yapıyorsun, müsait bir kaya parçasının üzerine seccadeni serip iki rekat namaz kılıyorsun ve şükrediyorsun. Güneş yüzünü göstermeye başlayınca aşağı inmeye başlıyorsun ve aşağı ininceye kadar (40 dakika ile bir saat arası sürüyor) güneşten etkilenmiyorsun.

Otele vardığımızda hocama Allah razı olsun diyor ve yarın bir etkinliğiniz var mı diye soruyorum. Yarın Sevr Mağarasına gideceğiz diyor. Bana da yer var mı? diye soruyorum. “Olmaz mı öğretmenim” diye söylüyor. “Allah’ım sana şükürler olsun, bu tarafımı da tamamlamama fırsat verdiğin için” diye şükrediyorum.
Ertesi gün Kâbe’de tavafımı yaptım, gece 3 saat uyuduktan sonra, sabah 3.30’da kalktım, tuşumu aldım, kas gevşetici hapımı içtikten sonra otobüs saati olan 04.00 de lobiye indim. (Hacda toplu yapılan ibadet ve gezilerde saate uymak, randevuya geç kalmamak, insanları bekletmemek farz olsa gerek diye düşünüyorum.) Otobüs gelmişti. Otobüse binip dağın eteğine vardık.
Temel Güneş’e çıkacağını söylüyormuş,
-Dursun Temel’e: Ula uşağun hacan sen güneşe çikamasun da
-Temel: Niçun çikamayrum da
-Dursun: Ula yanarsun da
-Temel: Uy uşağum, gece ay işiğında çıkacağum da!

Bu iki dağa en uygun çıkış zamanı sabah namazı civarıdır. Güneş hiç yormadan, sabahın sessizliğinde dağa çıkabiliyorsun. İnerken de aynı şekilde güneş ısısını hissettirmeden çevreyi izleye izleye inebiliyorsun. Ancak gündüz çıkmaya çalışırsan çok zorlanıyor, güneş ve kayaların sıcaklığı neredeyse çıkışı imkânsız hale getiriyor. Dağın yarısına ulaştığımızda ezan okundu, Kâbe’de kılınan namazda imamın sesini de duyarak namazımızı kıldık. Zirveye çıktığımızda güneş yeni doğmaya başlamıştı. Sevr’in yolu biraz daha uzun ama genişti, Hira’ya göre. Çıkarken her şey çok güzeldi ama mağaraya vardığımızda ve inişte insanların bu güzelliği çirkinleştirdiğini maalesef gözlemliyor insan. Mağara dediğim, yine büyük kayaların bir çatı gibi örttüğü boşluktan bahsediyorum. Üst tarafından bir insan giriyor, içinde üç kişinin sığabileceği bir boşluk ve bir kişinin çıkabileceği çıkış yeri. Mağaraya girmek için millet kuyruğa girmiş ama kaynakçılar aynı huyunu burada da sürdürüyor. “Can çıkar, huy çıkmaz,” her yerde geçerli. İçeri girdiğimde 1 metre boyunda düz taş üzerine adam postunu sermiş namaz kılıyor. İki rekâttır biter dedim, hey hat adam bir daha niyet etmez mi. O namazla cennete gidecek aklınca ama insanları bekletmeyle lanetli bir iş yaptığının farkında değil. Arkadakileri bekletmesi, onlara işkence etmesi neyle izah edilir? Allah’ım bu akıldan ona da vermedin mi diye aklıma geliyor!. Hacı sabır diyorum da nereye kadar? Bu namaz onu kurtarır mı? Siz düşünün, fetva veremem. Biz de mağaradan geçtik, duygulandık, her üçünü de selamlayıp çıktık. Dışarıda Yasin’imizi okuduk, dualarımızı yaptık, kerahet vakti geçince iki rekât namazımızı kıldık.

Yukarı çıkarken her şey iyiydi dedik ya. İnerken ortalık aydınlanınca gerçeklerle yüzleştik. İslam’ın en güzel yönü, sağlığın, özellikle koruyucu hekimliğin birinci kuralı olan maddi temizliğe Müslümanların uymadığını burada da müşahede etmek beni kahretti. Her taraf çöplük, pet şişelerden taş dışında yeni tepecikler oluşmuş. İnsanlar iki pet şişesini heybesine koyup aşağı indiğinde çöpe atmayı beceremiyor. Manevi temizlik ruhuna işlemeyince maddi temizliği de beceremiyor.

Eğitim, okuma, İslam ahlakı insanlara genç yaşta aşılanmamasının sonucudur bütün bunlar. Bunun yanında Arabistan devletinin hacılara ve diğer İslam ülkelerine bakışının oluşturduğu nefretin de buna etkisi vardır. Sanki Araplara inat olsun diye bu işi yapıyorlar. Ne hazin bir durum!

İsmet YALÇINKAYA

"İsmet Yalçınkaya" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

TAKIMLAR O G B M A Y Av P
1Alanyaspor5410125713
2Fenerbahçe5311116510
3Gaziantep FK53111010010
4D. G. Sivasspor52218538
5Yukatel Denizlispor52215238
6Rizespor52215418
7Galatasaray52216608
8BTC Türk Y. Malatyaspor521211657
9Trabzonspor51317706
10İttifak Holding Konyaspor51314406
11Beşiktaş512278-15
12M. Başakşehir512258-35
13Göztepe512214-35
14Antalyaspor512259-45
15MKE Ankaragücü512237-45
16Kasımpaşa511357-24
17Kayserispor503268-23
18Gençlerbirliği5023510-52

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku