takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

20 Aralık 2019 - 10:31:06 - 192 Okunma

Ahmet Davutoğlu’nu Dinliyorum!

Bir TV kanalında günün yorumunu izliyordum. Yayın bir anda Ahmet Davutoğlu partisinin kuruluş açıklamasını yaptığı toplantıyı vermeye başladı. Ben de “acaba bu toplantıyı hangi kanallar veriyor, basının bu partiye ilgisi nedir” diye kanalları dolaştım. Toplantıyı bilinen bir kanal’ın 15 dakika, bilinmeyen üç kanalın da tamamını canlı olarak verdiğini gördüm.

Bu arada konuşmayı da izledim ve kendimce bazı düşüncelerim oluştu. Bir kere kitap yazan, özellikle siyasi ve sosyolojik kitap yazan birinin liderlik yapmasının çok zor olduğunu gördüm. Hatip olabilirsin, ama lider olamazsın. Tıpkı Osman Bölükbaşı gibi. Adam hep kitabi konuşuyor, ağır cümleler söylüyor, pratiğe dökülebilecek şeklini kapalı bırakıyor. Ses tonundaki tek düzelik, vurgu yok, renk yok, izleyicilerde bir heyecan uyandırma söz konusu değil. Bir liderin ardında iş yapabilirsiniz ama bir lider olarak iş yapamazsınız. Ahmet Davutoğlu bunun güzel bir örneği olduğunu bu gün göstermiştir.

Ahmet Davutoğlu’nun tıpkı Abdüllatif Şener’den Erkan Mumcu’dan bir farkı olmayacak. Ekonomiyi iyi bilen(!) Abdüllatif Şener kendi ekonomik modelinin tam zıttı olan sol geleneğin ekonomik modeline yamandı ve kendini inkâr etti. Üç beş kuruş maaşa aldanarak ahir ömrünü oksijensiz ortamda geçirmek zorunda kalıyor! İyi bir hatip olan Erkan Mumcu ve benzerleri de aynı değil mi? Vatandaş bunları ne zaman tanıdı. Devletin şemsiyesi altında şunun bunun riyazetiyle unvan sahibi oldular, AKP onları halkın önüne çıkardı, ne oldum delisi olduktan sonra hiçbir şey olmadıklarını kendileri de acı tecrübelerle gördüler ve sağdan sola savruldular. Bu tür insanlar birinci insan olamaz, ikinci insanlar birinci olmaya kalkarsa da “öküz-kurbağa” misaline benzerler. Davutoğlu’nu bekleyen son da budur. Konuşmadan bu çıkıyor. Niye bu çıkıyor? Onun yaptığı konuşmanın metnini benden istese ben de yazarım. Ana başlıklarını ben atarım, kitaplardan ve internetten altını doldururum.

Davutoğlu’nun söylediklerinin aynısını Erdoğan da söylüyor. Zannedersem Babacan da söyleyecek. Kılıçdaroğlu da benzer şeyler söylüyor. Mesela en önemli sloganları, “hak, hukuk, adalet” şeklindedir. Ama belediyelerinde bu üçünden birini bir gram bile bulamazsın. Davutoğlu sen ölü başladın kardeşim. Şu şehir üniversitesi rezaleti seni çok yoracak.

Sağ oyların bir kısmını alıp karşı cenaha geçerek orada %51’i aşan bir kitle ile gagafoni oluşturup memleketi uçurumdan aşağı atmaktan başka bir özelliği olmayan Davutoğlu, Babacan, Karamollaoğlu, Akşener tarih önünde hesap vereceklerdir. Bu gagafonik cemaatin liderinin de Abdullah Gül olduğunu düşünün. İşte size İngiliz ve Amerikan mandası! Bunun dışında bir şey beklemek sadece saflıktır, tarihi bilmemektir. Neden mi? Memleketin düşmanı olan terör partisi ve son 5 yıldır onlardan farkı kalmamış bir köklü partinin özellikle yöneticileriyle can cana olursanız bundan başka sonuçlar çıkarmak saflık olur. Eğer samimi iseniz, Erdoğan çok kötü biri ve memleket için tehlikeli olduğunu biliyorsanız, önce ikiniz birlikte olun sonra da memleketin vatanseverlerini yanınıza alın ve milli bir hareket olarak milletin karşısına çıkın. Millete açık açık anlatın ve milletle birlikte yürüyün. Siz ne idüğü belirsiz HDP ve CHP ile iş tutarsanız kusura bakmayın bize samimi olduğunuzu anlatamazsınız. Söyle bana arkadaşını söyleyeyim sana kim olduğunu.

 

İsmet YALÇINKAYA

 

                Tarihten Bir Şahsiyet

Şiir, edebiyat ve mûsikiden çok iyi anlayan Abbas Halim Paşa, İslâm-Türk seciye ve ahlâkının en güzel örneklerini şahsında toplamış, devrinde cömertlik ve hayır severliğiyle tanınmıştır. Birçok gencin yurt dışında okumasına yardım etmiş, ilim, fikir ve sanat adamlarını korumuştur. Çocuklarının hocası olan Mehmet Âkif ile İstanbul’da başlayan dostluğu uzun yıllar sürmüş, Âkif onun daveti ile ömrünün son yıllarını Mısır’da geçirmiştir. Âkif “el-Uksurda” şiirini ona ithaf ettiği gibi, kendisine hitaben iki manzum tebrik ile “Arîza” isimli iki de manzume yazmıştır. (İslam ansiklopedisi, Diyanet)

Günümüz yaş günü partilerin bir nazire olsun diye çarpıcı bir örnek sunalım:  Kavalalı Mehmet Ali Paşanın torunudur. Asalet timsali bir zattır. Büyük maddi servete sahip olduğu halde daima mütevazi yaşamasını bilmiştir. “Zenginlik huysuz ata benzer. Sahibinin en ufak bir gafletini sezerse onu derhal yere çarpar” demiştir. Kendisi gibi asalet sahibi hanımı Prenses Hatice Hanımefendi paşanın 63. doğum yıldönümünde paşaya unutulmaz bir merasim tertip etmişti ki: Kocası “Hayatımda bundan daha zevkli bir şey bilmiyorum” demişti. Abbas Halim Paşanın haberi olmadan prenses Hatice hanım 63 köylü çocuğunu toplamış onları takım elbiselerle tepeden tırnağa donatmış, bahçenin avlusuna dizmiş, paşaya böylece sürpriz yapmıştı. Paşa bu manzara karşısında göz yaşlarına hakim olamamıştı. 63 yaşı 63 fakir giydirerek kutlayan âlicenap bir hanımefendi ve beyefendi örneği… Dünyaya gelmeyi bir marifet sayan, hayatın ve ölümün anlamından uzak çılgınca bir hayat sürenlere ithaf olunur.

Kendisine lüks bir yat almasını teklif edenlere karşı Abbas Halim Paşa: Bu dediğiniz pekala mümkün. Fakat bir insanın her yapabileceğini yapması deliliktir, demiş. Ameliyat ettirdiği 17 yaşındaki çocuğun sağlığına kavuşmasını yat almaya yeğlemişti. Birinci cihan harbinde herkesten farklı yaşamamak için sofrasında mısır ekmeğinden ve bulgur pilavından başka bir şey bulunmazdı.

Mısırda yokluk içinde yaşamaya mahkum edilen Mehmet Akif merhum onun sayesinde imkan ve rahat yüzü görmüştü. Onun yaptığı iyilikler saymakla bitmez. Susuz köyler, evsiz barksız fakirler, kış günü kömürsüz kalan çaresizler, çeyizini düzmekten aciz gelin kızlar, sandalı batan balıkçılar. Avrupa’ya, Japonya’ya tahsile giden çalışkan talebeler onun himmetleriyle ihya olmuşlardır. Belediyenin yetişemediği işleri bile o tamamlardı. Heybeli adadaki asri mezarlık onun eseridir.

“Akrabaya, yoksula, yolda kalana hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma. Çünkü saçıp savuranlar şeytanın kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.” (İsra, 26-27)

Kaynak: Ali Rıza Temel, Altınoluk Dergisi, Sayı: 386

"İsmet Yalçınkaya" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?




PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku