takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

29 Haziran 2020 - 13:49:30 - 418 Okunma

AĞACI SEV ORMANI KORU

Sel felaketlerini izlemeye yürek dayanmıyor.

Gençler,  “yeni evlendim. Yeni eşyalarımın hepsi kullanılmaz oldu.”

Yaşlı bir kadın:  “ Hem hastayım, hem eşyalarımın hepsi yok oldu. Yatacak yerim yok ben ne yaparım?“

Bodrum, su dolu, penceresi demirli, içerde genç boğulmak üzere elini uzatıp yardım istiyor.  Demir olmasa kurtulmakta zorlanmaz.  O demir de kolay sökülecek gibi değil.  Elini dışarı uzatarak yardım istiyor.  Bir hortumun ucunu veriyorlar. Sağ kalma mücadelesini bu hortumdan hava alarak kazanıyor.

Felaketin etkisiyle başka bir kadın, kamera karşısında,  ellerini havaya kaldırıp, sesinin çıktığı kadar bağırıyor:

“Allah’ım, deprem, pandemi, sel. Bunlar neden hep bizi buluyor? “  diye çığlık atıyor.

Sokaklarda, bodrumlarda, caddelerde selin sürüklediği eşyaları,  iş makineleri topluyor. Herkes gücü nispetinde mağdurlara yardımcı olmaya çalışıyor.

Halkın ve kamaraların karşısında dualarını haykıran yaşlı kadını izlerken, iki bin yirmi yılının ilk aylarında yazdığım yazıyı hatırladım:

“İki bin yirmi, sen git. Ben,  iki bin on dokuzu istiyorum. “ demiştim.

Keşke haklı çıkmasaydım.   İlk aylarda türlü korkularla başladığım yıl korku vermeye devam ediyor.

Ben diyorum ki, doğaya acımasız davrandığımız için bu felaketlere karşı aciz kalıyoruz. Her taraf beton olduğundan yağışların suyu hızlı akıyor. Ağaç ve bitkilerden yoksun bırakılan toprak, erozyona karşı savunmasız oluyor. Yapılaşmalar, kentleşmeler, bilimden uzak, çıkar için yapılmaktadır.  Çıkarını elde edenler, şimdi bu zararlara kendi yanlış kararı ile geldiklerini kabul etmemektedir.

Kesilen, yanan ormanların yerine beton girince, ormandaki yaşam bitti.  Pandemi nedeniyle insanlar evden çıkmadı. Caddeler, sokaklar boş kaldı. Boşalan bu cadde ve sokaklara ormanı yanan hayvanlar indi. Hayvanların barınamadığı ağaçsız orman(!)  bölgeleri sele karşı erozyonu engelleyemedi. Topraklar denize ulaştı.

Tabiat ihtiyarladı. Direnci kalmadı. Biz bu alanlara beton gökdelenleri diktik. Bir taraftan da   afişlerle   ….  Milyon fidan diktik reklamını öne çıkardık.

Bu söze insanlar inandı.  Doğa inanmadı. O hep savunmaya, tepki göstermeye devam etti. Dolu, deprem, sel silahlarını kullandı. Yetinmedi. Hortumlar devreye girdi. Ülkemizde az görülen felaketlerdi bunlar. Her geçen gün çoğaldı çoğaldı….

İnsanlar içeri çekildi. Hava ve çevre kirliliği olmayınca bir temizlik, bir canlılık başladı. Çevre yeşerdi. Güzellikler arttı. Uzun sürmedi. Evden çıkmaya izin verildi. Çıkıldı.

Öyle bir çıktılar ki,  Öğrencilere teneffüs zili çalmış gibi çıktılar. Maske yok. Mesafe kuralına uyum yok.

Beklenen oldu. Bu özgürlük tekrar sona erdi. Aralıklı olarak eve dönüldü.

Koronaya karşı başlayan savaşı kazanmanın tek yolu, Ormanlar ve ülkemizdeki tüm bitki örtüsüne sahip çıkmaktır. Maalesef koruma altına alınmış ağaçlar,   ( kimse görmeden)  gece kesilip yok ediliyor. Tarihi değeri olan koca çınarların nesli tüketilmeye çalışılıyor.

26. 06.2020

"Osman Kablan" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır.

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku