takip et takip et takip et
Köşe Yazıları

9 Ocak 2020 - 11:44:23 - 355 Okunma

Adalet Mi? Birinin Yanında Olmak Mı?

Karşımızda bir büyük olay…

Yine “kırk satır, kırk katır” misali seçmeye zorlandığımız bir durum.

Hazır mıyız adaleti savunmaya?

Son yüz yıldır beceremediğimiz bir hadise.

Yine zorlanacağımız bir durumla karşı karşıya kalacağız.

Tarafınızı seçin diyecekler bize.

Ya da biz olaya tepkimizi koymak zorunda kalacağız.

Çünkü en çok bizi etkileyecek.

Sakal ve bıyık misali!

Tarafımızı seçeceğiz de nasıl seçeceğiz.

İran’dan yana mı olacağız Amerika’dan yana mı?

Hangisini tutacağız?

Şimdi bir tarafı tutmak şart mı? diye soranlar olacak.

Evet, bu durumda şarttır.

Her ikisine de birer tokat atıp, “oturun oturduğunuz yerde” diyecek halimiz yok!

Maalesef bu kaderi kendimiz ördük, örmeye de devam ediyoruz.

Bu misyonumuzu(!) biz yazmadık ama bize yazılan misyonu satın aldık.

Dünyada kim tepişiyorsa mutlaka birini tutmak zorunda kalıyoruz.

“Ne sağcıyım ne solcu futbolcuyum futbolcu” deme hakkı bize tanınmıyor!

“Ot musunuz?” denilmekten korkuyoruz!

Sanki ilahi bir emir!

Bu taraf tutma geleneği içeride de öyle.

Büyük düşünememek, gelişen bir olay anında karar vermek, önceden tedbir alamama hastalığı.

Bu alışkanlık içerdeki olaylarda edindiğimiz yanlış alışkanlıklardan kaynaklanıyor.

Çünkü içerde de öyleyiz.

Mesela, Türkiye’deki 15 Temmuz iç savaşında aynı şeyi yaşamadık mı?

Bir grup bağımsızlık için canlarını verdiler.

Bir diğer grup da o canların üzerine basarcasına “15 Temmuz bir tiyatrodur” dediler!

İkisi de bir taraf tuttu.

Kim hangi tarafı tuttu?

Biri memleketten yana oldu, diğeri savaşı çıkaranlardan yana!

Var mı başka izahı?

Bir kere yanlış trene bindiyseniz, koridordan ters tarafa yürümeyin. Hiç bir faydası yoktur. (Niçe)

Arap baharını biz çıkarmadık (iç kavgada biz çıkarmışız!) ama tarafız.

Iraktaki işgali biz çıkarmadık ama tarafız.

Afganistan’daki işgali biz çıkarmadık ama tarafız.

Filistin’deki katliamları biz yapmıyoruz ama tarafız.

Suriye’deki savaşı da biz çıkartmadık ama zulme uğrayanlardan tarafız, Esad’ın karşısındayız.

Libya’daki iç savaşı biz çıkartmadık ama herkes biliyor ki meşru hükümetten tarafız.

Mısır’da Mursi’yi biz öldürmedik, Mursi’den yana tarafız.

ABD’nin alternatifi Rusya’dır diyoruz ama “iki cani birbirinin alternatifi olamaz“ diyemiyoruz.

Hatta sporda da aynısı olmuyor mu?

Arjantin – Fransa maçında bile gönlümüz Arjantin’den yana oluyor.

Böyle bir huy elbette iyi bir huy değil ama bu hale geldik ya da getirildik.

Biz güçsüz oldukça durum değişmeyecek!

Dünyadaki hemen hemen tüm katliamların arkasındaki bir devletin başındaki kovboy emir veriyor, Ortadoğu’da İslam dünyasını bu kovboyun kucağına kışkışlayan bir katili katlettiriyor.

Al birini vur öbürüne.

Şimdi biz ne yapacağız?

“Sen bu işi böyle yapamazsın, bir bağımsız ülke sınırları içerisinde bu katliamı yapamazsın” demek sakala tükürmektir!

“Sen bu kadar insana zulmettiğin, İslam dünyasına tefrikayı yaydığın için oh oldu” demek de bıyığa tükürmektir.

Ulan anasını satıyım(!), inceldiği yerden kopsun deyip, sakalı ve bıyığı kessek ve ikiniz de haksızsınız deyiversek.

Ve de üçüncü seçeneği, “adaleti” seçsek olmaz mı?

Adaleti seçsek de “parmağımız acıması pahasına” önemli değil desek, kötü mü olur?

Evet, köklerimize dönüp adaleti bu iki seçeneğin alternatifi haline getirmek zorundayız.

Hem içeride hem de dışarıda.

Adalet, kokmaz, çürümez, yarın aleyhinde olacak bir tortu bırakmaz.

Çünkü adalet, her şeyi layık olduğu yere koymak, doğru hüküm vermek haksızlıktan sakınmaktır. Adale-tin zıddı zulüm, haksızlık, adam kayırmak gibi kötü davranışlardır

Bu aynı zamanda Allah’ın emridir; Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvâya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır (Maide suresi, 8. ayet)

İnsan hayatın doğal akışı içerisinde, neyin adalete uygun olup olmadığını mutlaka bilir.

Bir ahlâkî değer olarak adalet içselleştirildiği zaman, insan, öncelikle kendisine karşı dürüst olmayı öğ-renir; kendisini kandırma hastalığından ve kendisine zulmetmekten kurtulur.

Herkes gibi devlet de böyle olmak zorundadır.

 

İsmet YALÇINKAYA

07.01.2020

"İsmet Yalçınkaya" diğer yazıları için tıklayın.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?




PressTR.com © Copyright Tüm Hakları Saklıdır

PressTR

tokat haberleri

tokat haber

tokat haber 60

tokat gazetesi

tokat gündem

tokat merkez haberleri

son dakika tokat haberleri

tokat haberi
tokat haberi oku