Bugün “Dünya Kadınlar Günü”dür. Şu anda üzerinde yaşadığımız dünyada, yaklaşık 6,5 milyar insan vardır. Bu insanların yarısı kadındır. Bu kadınlar bizlerin annesi, eşimiz, kızımız, bacımız, sevgilimiz, ninemiz, teyzemiz, halamız, bizi doğurtan ebemiz, öğretmenimiz, can yoldaşımız, dostumuz, ortağımız, arkadaşımız ve kadınımızdır.
Bugün 8 Mart 2010 “Dünya Kadınlar Günü” diyorlar. Oysa hangi günde, hangi saatte, hangi saniyede, hangi zamanda kadın yok ki?
Daha doğar doğmaz erkeğe şekil vermek için kuşağı sımsıkı bağlayan, başbağını, kundağı saran annesidir. Kadın olmasaydı, içi boş parantez gibi çarpık olacaktı ayakları erkeklerin. Ve birer pancar yaprağı gibi yanlara doğru uzanacaktı koca kulakları.
Başımız her derde girdiğinde gözümüz bir kadını arar.
Daha beşikteyken uzanan ve acıları dindiren o gizemli eli ararız biz erkekler aslında. Hâlâ sancılarımız tuttuğumda yine arıyoruz…
“Öğretmen” denilince de benim gözümün önüne nedense bir kadın gelir. Kara tahtanın önünde, elinde tebeşir. Hiç gözümün önünden gitmez.
Bu sefer bacaklarımızı-kulaklarımızı değil, yine bir kadın, küçük erkeklerin kafasını düzeltmektedir. Öğreti hiç bitmez…
Uğruna saçımı taradığım, uğruna kravatlar bağladığım, uğruna yazı yazdığım, uğruna sözlükleri kitapları yokladığım, uğruna çatalı sol elime aldığım, uğruna saz çaldığım, şiir yazdığım…
Kadın yaşamın içinde değilse, uygarlığa ulaşamıyor toplumlar.
Bak; dünyanın en zengin ama kadını reddetmiş ülkeleri sefildir.
Çünkü mesele; dişi kuş oluşudur kadının.
Kadın olmasaydı, ne kadar anlamsız olacaktı vitrinler, yollar, parklar, mekânlar, zamanlar, yaşamlar.
Hatta bu kadar anlamı olmayacaktı sancılarımın.
Annem, ebem, öğretmenim, sevgilim, can yoldaşım, dostum, ortağım, arkadaşım…
Kadınım…
Sen olmasaydın biz ne yapardık?
Çok eski yıllarda kadınlar eziliyor, horlanıyor ve ikinci sınıf muamelesi görüyordu. 5 Aralık 1934 yılında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda değişiklik yapılarak kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkı verildi.
Bu tarihi çok önemsiyorum. Bakın bu hak, kadınlara Fransa’da 1944, İtalya’da 1945, Yunanistan’da 1952, Belçika’da 1960 ve İsviçre’de ise 1971 yılında verilmiş. Dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde 1934 yılından önce kadınların milletvekili seçme hakkına kavuştuğu ülke sayısı ise sadece 17 imiş.
Ve de Türkiye’de kadınlara seçme seçilme hakkının verildiği ilk seçim olan 1935 yılı ara seçimlerinde kadınlar 18 milletvekili ile Meclis’e girmişler. Dikkat edin genel değil, ara seçim. O günlerin şartlarına göre müthiş bir rakam.
Ancak büyük önder Atatürk’ün açtığı bu kulvar ne yazık ki yıllar içinde tıkanmış ve nüfusun yarısını oluşturan kadınların parlamentoda temsilleri, bugün yüzde 4,4 oranlarına kadar gerilemiş. Yerel yönetimlerde ise kadının adı yok denecek kadar az.
Özellikle kadının insan cinsi içinde ayrı bir yeri vardır. Çünkü kadın fiziksel- ruhsal ve duygusal yapısıyla erkekten farklıdır, daha güzel ve daha câziptir. İşte kadının bu farklılığı ve câzibesi, gözlerini dünya hırsı bürümüş bir takım insanlar tarafından, cinsellik, reklâm, tele vole programları ve eğlencelerde öne çıkarılıp kullanılmaktadır. Bu; kiminin annesi, kiminin eşi, kiminin bacısı, kiminin de kardeşi olan kadını sömürmek, onun şeref ve onurunu çiğnemektir. İslâm’ın ilkelerine de insan ve kadın haklarına da aykırı bir durumun önüne geçilmesi insanlık görevidir.
Ülkemizde zaman zaman şahit olduğumuz “Töre Cinâyetleri”ni de mutlaka önlememiz gereklidir.
Yaşadığımız bu cennet vatanda, çok sağlam olan aile yapısının temel taşı kadındır.
Peygamberimizin “S.A.V.” buyurduğu sözlerden bir kaçı şöyle:
“Ahirette, kocası tarafından dövülen kadının davacısı ben olacağım.”
“Müslümanların en iyisi, hanımına karşı iyi ve faydalı olandır.”
“Kadınlarınıza eziyet etmeyiniz! Onlar Allah-ü Teâlânın emânetleridir. Onlara yumuşak olunuz, iyilik ediniz!”
“Cennet, anaların ayağı altındadır.”
Ülkemin güzel insanları… Kadınları hiçbir zaman incitmeyelim, üzmeyelim, yüreğimizi verelim, başımıza taç yapalım ve kadın haklarına daima saygılı olalım!
Kadınlar için yazdığım şiirimi aşağıda takdim ediyorum.
Hoşça kalınız…
KADINLARIMIZ
-Dünya Kadınlar Günü için Tüm Kadınlara Armağanımdır-
Eşimiz, annemiz, bacılarımız;
Ninemiz, teyzemiz, hala’larımız,
Can yoldaşımız ve arkadaşımız,
Allah’ün lütfûdur kadınılarımız.
Bazen ebe’miz, bazen kadınımız,
Bazen dostumuz, bazen bir sevgili,
Dünyada her şeyi paylaştığımız,
Ömrümüzün ortağı kadınlarımız.
Merhametli, hoşgörülü, affedici,
Sevimli öğretmenim, eğitici,
Özverili, yaşam boyu verici,
Daima dua eden kadınlarımız.
Aşımızı pişiren ve kotaran,
Sofrayı çiçek gibi hazırlayan,
Gelen misafirleri ağırlayan,
Arı gibi çalışan kadınlarımız.
Çocuğunu doğuran ve eğiten,
Uykusuz kalıp onları büyüten,
Tehlikeden koruyan, esirgeyen,
Bir melek gibidir kadınlarımız.
Yuvayı koruyan dişi bir kuştur;
Sabırlıdır, sıkıntıya katlanır,
Tüm yaşamda dertlerin dermanıdır,
Evimizin huzuru kadınlarımız.
Onlar hep ömrümüzün baharıdır;
Vefâkardır, yuvasına bağlıdır.
Cömerttir ve hep verir, fedâkârdır,
Her an sevgi sunan kadınlarımız.
Eşine her konuda destek olan;
Evin yükünü sırtında taşıyan,
Erkeğe hayat arkadaşı olan,
Sırdaş, dert ortağı kadınlarımız.
Kolları, kanat olur sevdiklerine,
Sevgi ile koşar özlediklerine,
Canlarını verir bebeklerine,
Bir sevgi demetidir kadınlarımız.
Sen olmadan anlamsız vitrinler, yollar,
Parklar, mekanlar, zamanlar, yaşamlar,
Ve tatsız olurdu sınıflar, okullar,
Tüm evreni süsleyen kadınlarımız.
Kadın olmasaydı yaşam olmazdı;
Onlarsız dünyada hiç yaşanmazdı,
Kadınsız yuvanın tadı olmazdı;
Mevlâ’nın emâneti kadınlarımız.
Onlar bahçemizde bir gonca gül’dür;
Yuvamızın şakıyan bülbülüdür;
Güzel bir çiçektir, lâle sümbüldür,
Mutluluk kaynağı kadınlarımız.
Neyaparsakyapalım şu dünyada,
Onların hakkını ödeyemeyiz,
Mutlu ediyor bizi yuvamızda.
En güzele layıktır kadınlarımız.
Güzelliğin, zarâfetin timsali,
Sen değimlisin hep aşkı öğreten,
Sevince, kor gibi yanar yüreğini,
Yuvamızın sultanı kadınlarımız.
Uygarlığa ulaşmak için toplumlar,
Yaşamın içinde olacaktır kadınlar
Onlar için, tüm mekanlar ve zamanlar,
Ülkemizi yüceltir kadınlarımız.
Ferhat’a dağları deldiren odur,
Mecnun’a çölleri aştıran da o,
Tacı tahtı terk ettiren de odur,
Saltanatlar deviren kadınlarımız.
Güfte’ler hep senin için yazılır,
Beste’ler de senin için yapılır,
İnan, sensiz olunmaz, olunamaz,
Ve olmazsa olmaz kadınlarımız.
Kadınlara hep saygılı olalım!
Hiçbir zaman kalbini kırmayalım!
O yüce gönlünde bir taht kuralım!
Sevgi yumağıdır kadınlarımız.
Onlara daima değer verelim!
Bu dünyada kıymetini bilelim!
Her fırsatta hediyeler verelim!
Kutsal bir varlıktır kadınlarımız.
Her zaman ruhunu okşayacağız;
Kendimizi onlara adayacağız;
Ve de başımıza taç yapacağız,
Güzellikler demeti kadınlarımız.
Onların gönlünü hep fethedelim!
Tüm sevgilerimizi ona verelim!
Bu dünyada her an mutlu edelim!
Câzibe odağıdır kadınlarımız
Onları candan sevmesini bilelim!
Sevgi dolu kalplerine girelim!
Seve seve ömrümüzü verelim!
Gecemizin mehtâbı kadınlarımız.
Onları her zaman özleyeceğiz;
Gül dolu yollarını gözleyeceğiz;
Daima seviyorum diyeceğiz;
Sevgi kaynağıdır kadınlarımız.
08.03.2010 TOKAT
Hamdi ERTÜRK