AYDOĞAN, BEKÇİ’NİN  SÖZLERİNE YANIT VERDİ
AYDOĞAN, BEKÇİ’NİN SÖZLERİNE YANIT VERDİ

Esnaf Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Ahmet Hamdi Aydoğan, basın mensuplarına hizmet binalarına ve faaliyetlerine dair bilgilendirmesi sonrasında bir gün önce TESOB Başkanı Mehmet Bekçi’nin yaptığı açıklamalarda adından söz edilmesinden hareketle söylenenlere de yanıt verdi.

 “SİYASİ KİMLİĞİMİN HİÇBİR ÖNEMİ YOK”

            Siyaset ile sivil toplumculuğun ayrı tutulması gerektiğini vurgulayan Aydoğan, bir gün öncesinde basın toplantısında açıklamalarda bulunan TESOB Başkanı Mehmet Bekçi’nin gündeme getirdiği AKSİAD Üyeliği hususundaki iddialarına da yanıt verdi ve özetle şunları söyledi:

“Bilindiği gibi yaklaşık 20 yıldır bu görevdeyim. Bu makamda veya bu koltukta hiçbir zaman siyasi kimliğim ile, siyasi geçmişim ile bulunmadım. Bunlarla ilgili de hiçbir zaman bir açıklama yapmadım. Çünkü buralar sivil toplum örgütleridir. Bizler burada esnafa hizmet için varız. Siyasi kimliğimizin hiçbir önemi yoktur. Çünkü esnafımızın ve sanatkarlarımızın oyları ile bu göreve geliyoruz. Sivil toplum örgütlerine siyaseti bulaştırmak, bu örgütlerin hizmet edememesini beraberinde getirir. Bu nedenle siyasi çizgimizi, görüşümüzü hiçbir şekilde üyelerimize yansıtmadık. Ancak önceki gün yapılan basın açıklamasından sonra bu konuda ilk ve son defa siyasi geçmişimle ilgili açıklama yapacağım. Ben 11 yaşında İmam Hatip Ortaokuluna başlamakla birlikte o zamanki adı Tokat’taki yerel adı ‘Yeşil Köşe’ olan ve Türkiye genelinde örgütlenmesini tamamlamış Milli Türk Talebe Birliğinde siyasi düşüncelerimiz şekillenmeye başladı. Daha sonrasında Millî Görüş geleneğinin kurduğu partilerin tamamında üye, yönetici aklınıza gelebilecek her kademesinde görev alarak o günden bu yana bu çizgiyi takip etmiş bir kardeşinizim. Daha sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde kurulan Adalet ve Kalkınma Partisinin Tokat’taki ilklerinden demiyorum, ilki diyorum. Tokat’a o gün partiyi kurmakla görevlendirilen, kendileri ile daha önceden siyaseten yakınlığımız olan kardeşlerimizin bizi aramaları ile Tokat’ta rahmetli Orhan Sarıtaşlı abimizin otelinde Ak Partinin ilk toplantısını gerçekleştirdim. Ben 15 Temmuzda Hükümet meydanına ilk çıkan 30-40 kişiden biriydim. Oraya belediye başkan yardımcılarımız ile birlikte otobüsü getirttirip o otobüsün üstüne çıkan ilk beş on kişiden de birisiydim. Bu sürece dair gece sabahlara kadar olan nöbetlere de elimizden geldiği kadar katıldık, organize ettik, yanlarında yakınlarında bulunduk. 

            Ak partinin kurulması ile birlikte Türkiye’de bir kıpırdanma oldu. Bundan rahatsız olan içerde dışarıda şer odakları hainler, Amerika, İsrail ve onların açık gizli destekçileri, Türkiye’nin ileri gitmemesi için çeşitli senaryoları yazdılar oynadılar sahneye koydular. Milletimiz o gece hiçbir talimata gerek kalmadan simitçisinden çöpçüsüne, kadın erkeğinden, alevisinden sünnisine tüm toplumun renkleri ile bu alçakların hainlerin karşısına dimdik dikildi. Herkes canını ortaya koydu, elinden ne geliyorsa yaptı. Elbette şehitler gaziler verdik, bir sürü ekonomik sıkıntılarımız oldu ama bir şey kazandık. Özgüvenimizi kazandık. Aklından bu tür alçaklığı geçirenlere de gözdağı vermiş olduk."

Aydoğan, hakkındaki iddialara cevap verdiği açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Bu tür iddialar basın toplantıları düzenlenerek açıklanacak şeyler değildir. Eğer bir kişi hakkında bir iddianız varsa bunu gerekli mercilere bildirir ve kanıtlarsınız. Bunun yolu basın toplantısı düzenlemek değildir. Ortada bir yolsuzluk, bir haksızlık varsa basın toplantısı ile bunları konuşmak, seviyeyi çok aşağılara çekiyor. Bu kişiye soruyorum, elinde benimle ilgili belgeler varsa 2 senedir neden bekledin? Bütün sıkıntı oda seçimleri süreci yaşanıyor olmasında. Bu oda seçimleri sürecinde de her demokratik ülkede olduğu gibi adaylar çıkıyor yarışıyor, üyelerinden daha fazla oy alan kardeşlerim göreve devam ediyor. Alamayanların da edeple gitmeyi bilmeleri lazım, şimdi seçimler kaybediliyor diye bu tür zırvalarla gündemi meşgul etmenin bir anlamı var mı? O toplantında bizatihi ismim geçmeseydi ben bu açıklama ile sizleri meşgul etmezdim. Bunun için hem kamuoyundan hem de sizlerden tekrar tekrar özür diliyorum. Ancak en sonunda iddialar karşısında ismim geçince ben de bir açıklama yapma gereği duydum. Çünkü suskunluğumuz iddiaları kabul ettiğimiz anlamına gelir diye düşündük. Bir kez daha altını çiziyorum, bunlar bir basın toplantısının gündemi olmamalı. Biz bugüne kadar ki basın toplantılarımızda hep yaptıklarımızla gündeme geldik. Ben şahsen hiçbir zaman siyasetle ve bu tür çirkin dedikodularla gündeme gelmedim. Ben bir sivil toplum örgütünün başkanıyım. Bütün ortaklarımın, üyelerimin siyasi görüşleri başımın tacıdır. Bizim buradaki işimiz sivil toplumculuktur. Ben bir STK başkanının her demecinde ben şucuyum, ben bucuyum demesini de doğru bulmuyorum. Bunu deme ihtiyacı neden hissedilir bunu da anlamıyorum. Ben yıllardır her yerde Esnaf Kefalet Kredi Kooperatifi Başkanıyım diyorum. Sizin karşınızda da bu sıfatla varım. Siyasetle sivil toplum örgütçülüğünün ayrılması lazım. Siyasi görüşünüzü değil, yapıp ettiklerini anlatırsanız kazanırsınız. Başkalarına çamur atarak bu tür işler yürümez. Bu kişinin konuştukları arasında doğru söylediği tek şey benim bu örgütün iş örgütlenmesi olduğunu 15 Temmuz’dan sonra öğrendiğim AKSİAD üyesi olduğumdur. Tokat’ta 400’e yakın insanın ismi var burada. Bunun içerisinde Tokat’ın en saygın insanlarından, Sivil Toplum Örgütü başkanlarından, gazetecilerinden bir sürü arkadaşımız var. Yalnız ben buraya hiçbir şekilde aidat ödemedim. Hiçbir toplantılarına katılmadım. Kendisinin bunun dışında konuştuğu tek bir doğru cümle yoktur. Bu süreçten sonra bazı arkadaşlarımızın devletle sözleşmeleri iptal edildi. Bazı arkadaşlarımızın aldığı işler iptal edildi. Ben de bu anlamda vakıfların kiracısı idim, dükkanlarımdan tahliye edildim. Taşhan’da bulunan iki dükkanımızdan tahliye edildik. Daha sonra eşim ihaleye girerek o dükkanlardan birini aldı. Diğer iş yerimiz olan Pirhan’da da şirket ortaklarımızın mağdur olmaması için şirket hissemden çekildim. Dolayısıyla şu anda orayla da bir organik bağım yoktur. Bu arkadaşımızın bu sözleri dışında söylediklerinin hiçbir gerçeklik payı yok. Kendisinin böyle konuşmasının sebebi yapılan oda seçimleri ve bu seçimlerde arka arkaya aldığı yenilgilerdir. Nedense kendisi bunlardan bizi sorumlu tutuyor.

ESNAFI SOYDURTMADIM

            Ben bundan direkt sorumlu değilim de dolaylı olarak hakikaten sorumluyum. Ne yaptım? Bunların aldığı fazla paraları ben çıkarttım ortaya, bunların aldığı fazla paraların önüne ben engel oldum. Beni esnafı soydurtmuyorum diye sağa sola şikâyet ettiler. Bankaya şikâyet ettiler, esnafa e-devleti öğrettim. Esnaf e-devleti öğretince bunlara bir mühür için fazla paralar ödemek zorunda kalmadılar. Ben bunların haksız gelirlerine mani oldum. Bu nedenle bizi düşman görüyorlar. Ama Allah şahittir yarın gelsinler bir ihtiyaçları olsun yine ellerinden tutarız."

"BAŞKA VATANIMIZ YOK"

Aydoğan sözlerinin sonunda birlik ve beraberlik mesajı vererek, şöyle devam etti:

            “Türkiye bugün içeriden ve dışarıdan bir sürü hainin hedefindeki bir ülke, Güneydoğumuzda bir savaş yaşanıyor. Allah korusun bize sıçraması, bulaşması an meselesi. Avrupa bir taraftan altımızı oymakla meşgul. Amerika diğer yandan ülkemizin başına çorap örmeye çalışıyor. Rusya ile aramız bir iyi bir kötü. Böyle bir dönemde, birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde gündemi bu şekilde meşgul etmek gerçekten çok yersiz oldu. Böylesi bir dönemde böyle sudan mevzularla birbirimize olmadık laflar söyleyip, birbirimizi meşgul etmemize gerek yok. Zaten bu FETÖ hainlerinin toplumumuza verdiği en büyük zararlardan bir tanesi insanlar arasındaki güveni, muhabbeti bitirmiş olmasıdır. Bizim bir an önce bunları aşıp tamir etmemiz gerekirken, halâ nifak ve fitne peşinde olmak vatanseverliğe aykırıdır. Hangi siyasi görüşte olursak olalım birbirimizi kırmadan, incitmeden ülkemize hizmet etmek zorundayız. Çünkü başka Türkiye yok. Başka vatanımız yok. Bu nedenle hep bir arada olmamız gerektiğinin altını çizmek istiyorum” dedi.

YANLIŞA YANLIŞ DENMELİ

            Aydoğan, sözlerinin sonlarına şehrin ileri gelenlerine seslendi ve “doğruya doğru demek çok güzel, yanlışa yanlış demek zor. Bizim memleketimizin ileri gelenlerinin yanlışa yanlış da demeleri lazım. Ama yanlışa yanlış demek zor maalesef, dolayısıyla bu anlamda sıkıntılar çıkıyor.” ifadelerini kullandı.

SORUŞTURMA BİLGİM YOK

 

            Açıklamanın bitiminde basın mensuplarının sorularına yanıt verildi. Aydoğan, hakkında bir FETÖ soruşturması olup/olmadığına dair bir soruya yanıt verirken “ben herhangi bir soruşturmaya muhatap olmadım şuana kadar eğer bu arkadaşın bir takım yöntemlerle gaipten haber alma durumu varsa bilmiyorum.” dedi.