"ASPB bütçesinde ne sosyal hizmete ne de kadınlara yer yok"

SES Tokat Temsilcisi Tayyar Özcan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına ayrılan bütçe ile ilgili yaptığı değerlendirmede, "2018 yılında da sosyal hizmet alanında çalışanları görmeyen, sosyal hizmeti “sosyal yardımla” sınırlandıran, kadını aile içine hapseden bir bütçe ile karşı karşıyayız." ifadelerini kullandı.

            Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Tokat Temsilcisi Tayyar Özcan, yazılı yaptığı açıklamada, 2017 yılı merkezi yönetim bütçesi içinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın payının yüzde 4 olduğunu hatırlattı. 2018 yılında bu oranın daha da azalarak yüzde 3,5 olduğunu belirten Özcan'ın açıklaması şöyle oldu:

            "Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına 2018 yılı için 26 milyar 690 milyon 506 bin TL ayrılmıştır. 2017 yılı bütçesinden ''Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'' (ASPB) ayrılan kaynaklar kadının güçlenmesine yönelik politikaları hayata geçirmek yerine aileyi güçlendiren politikaların temel alındığını göstermektedir. 

            Her yıl olduğu gibi bu yıl da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bütçesinde parasal bir artış olmakla birlikte oransal bir düşüş vardır ancak bu artış ne milyonlarca çocuk, engelli ve yaşlıya daha iyi bir sosyal hizmet sunumu için, ne kadınların eşitliği için, ne de bu alanda çalışan emekçiler içindir.

Bu artış, AKP hükümetinin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı eliyle oluşturmaya çalıştığı bağımlılık mekanizmasını daha da artırmak içindir.

            Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bütçesi, AKP’nin yoksulluğu sürdürme, yoksullaştırılan emekçileri ise iktidara bağımlı hale getirme politikasının bir aracı olarak “sosyal yardımlar”ın kullanılmasının artarak devam edeceğinin göstergesidir. Bütçede sosyal hizmet yoktur. Bütçede, Bakanlıkta ağır koşullar altında, düşük ücretlerle, güvencesiz çalışan emekçilerin geleceği için hiçbir düzenleme yoktur. Bütçede çocuklar, engelliler, kadınlar, yaşlılar yoktur.

            Öte yandan ASPB bütçesi kadınların şiddet, düşük ücretli ve güvencesiz çalışma, istihdama ve kamusal hizmetlere erişimde ayrımcılık vb. temel ihtiyaçlarına gerekli çözüm üretmekten uzak bir bütçe olma niteliğini korumaktadır. Çünkü bakanlık bütçesinin 20 milyar 519 milyon lirası yani yüzde 84'ü Fatma Betül Sayan’ın ifadesine göre sosyal yardımlar için tahsis edilmiştir. Üstelik sosyal yardıma ayrıldığı söylenen miktar da adilane dağıtılmadığı gibi, bir kısmı da başka alanlardaki maddi açıkları kapatmak için kullanılmakta ancak açıklanmamaktadır. Ayrılan bütçe ve verilen hizmetin kapsamı düşünüldüğünde çalışan sayısı yetersiz ve taşeron ağırlıklıdır. Yürütülen hizmetlerin büyük çoğunluğu dışarıdan hizmet alımı ile yapılmaktadır. Hizmet alımıyla kaynak transferi ise yandaşlara yapılmaktadır.

            ASPB bütçesi kadınların şiddet, düşük ücretli ve güvencesiz çalışma, istihdama ve kamusal hizmetlere erişimde ayrımcılık vb. temel ihtiyaçlarına gerekli çözüm üretmekten uzak bir bütçedir.

            Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü'nün bütçesi 2014'ten bu yana azalmaktadır. Yani 2018 yılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Bütçesinde kadına da yer yoktur.

            Kadınların sosyal, siyasal ve ekonomik alanda karşılaştıkları ayrımcılığı gidermekten uzak olan bütçede kadının aile içinde daha fazla konumlandırılması hedeflenmiştir. Kadınların çalışma yaşamına katılımı ise sadece esnek ve güvencesiz istihdama katılımları şartına bağlanmıştır. Sermayenin, özel sektörün önceliklerini temel alan bir yaklaşımla kadınların toplumsal zeminde güçlenmesinden ziyade toplumda bütün olarak sosyal bağımlılık oluşturan mekanizmaları güçlendirmek için kullanılmaktadır.             Sosyal yardımlar için kurum ve vakıflara başvurmak zorunda kalanların %80'ni kadınlar oluşturmaktadır. Kadınlara verilen bu yardımlarla ev içi bakım işleri hiç bir sosyal güvenlik kapsamına alınmadan yine kadınların sırtına yüklenmektedir. Kadınların çalışma hayatının her alanında uğradıkları ayrımcılık ve düşük kadın istihdam oranları ve ücretleri konusunda artık somut adımlar atılmalıdır. Sosyal yardımlarla ilgili yaşanan sıkıntılardan biri de bu yardımların hakkaniyetli dağıtılmaması, hükümetlerce karşılığı oy olarak dönecek kaynak olarak görülmesi ve yine kurumlarda bu kaynağın suistimal edilmesi, yolsuzluktur. Örneğini pek çok kez yaşadığımız bu yolsuzluklar, çeşitli girişimlerimize rağmen yine düzenin devamı arzulandığı için görmezden gelinmiştir.

Görüldüğü gibi ASPB bütçesinde, emeğe, emekçiye, çocuğa, yaşlıya, engelliye ve kadına yer yok, toplumu yandaş kuruluşlar aracılığı ile bağımlı hale getirme anlayışı vardır.

Bu nedenle halkın nitelikli ve gerçek sosyal hizmet hakkı için, emekçilerin insanca çalışma ve yaşama hakları için;

Sosyal hizmetlerin kamusal bir hizmet olarak sunulması, ihtiyaç duyan herkesin ayrımsız şekilde, ücretsiz, eşit, nitelikli ve anadilinde hizmete ulaşmasının sağlanmalıdır. Sosyal hizmet bir lütuf değil, haktır. Sosyal hizmeti “yardım”, "sadaka" ve “lütuf” haline getirilmesi uygulamalarına son verilmelidir.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Deniz Feneri Derneği ile 17 Nisan 2015 tarihinde imzalanan işbirliği protokolü iptal edilmelidir. Bunun yanında çocuk evleri konusunda dinci cemaatlerle imzalanan ve kimsesiz çocuklarımızı bu gerici vakıfların eline teslim eden tüm protokoller acilen iptal edilmelidir! Sağlık, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler ve çalışma alanı olmak üzere var olan tüm ayrımcı uygulamalara son verilmeli, dil, din, etnisite, cinsel yönelim, cinsiyet, yaş, engellilik, T.C. vatandaş olma gözetmeksizin herkesin tüm haklardan sorunsuz biçimde faydalanması için gerekli düzenlemeler yapılıdır. Anne-çocuk ve kadın sağlığı konusundaki tüm hizmetlerin özellikle de koruyucu sağlık hizmetlerinin vatandaş olan/olmayan ayrımı gözetmeksizin herkes için ücretsiz, erişilebilir  verilmesi sağlanmalıdır. Savaş nedeni ile ülkemize gelenlerin sağlık sorunlarının çözümü için gereksinim olan yerlerde birinci basamak sağlık hizmeti kurumları açılmalı, sağlık hizmetlerinde faydalanmanın önündeki tüm ayrımcı uygulanmalar kaldırılmalıdır. Hizmetlerin alımında dilden kaynaklı engellerin kaldırılması için çalışmalar yürütülmelidir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığında çalışan çocuk eğiticilerinin kadrosu genel idari hizmetler sınıfından çıkartılarak sağlık hizmetleri sınıfına alınmalıdır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığında çalışan meslek guruplarının meslek tanımları ve meslek sınırları alanda örgütlü sendikalar ve meslek örgütleri ile yeniden yapılmalı; “sosyal çalışma görevlisi” adı altında yapılan tanımlama ve görevlendirmeler iptal edilmeli; sosyal çalışma görevlisi adı ile meslek guruplarının kendi görevleri dışında çalıştırılmalarına neden olan düzenlemeler iptal edilmelidir. 

            Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı birimlerde yetkili kişiler tarafından süpervizyon uygulamalarının yapılması sağlanmalıdır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği kaldırılmalı; atama, tayin ve mazeret tayinlerinde çalışanlar aleyhine olan düzenlemeler kaldırılarak yeni yönetmelik sendikalar ve meslek örgütlerinin katılımı ile oluşturulmalı; mevcut yönetmelik nedeniyle yaşanan mağduriyetler giderilmelidir.

            Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı olarak çalışan sosyologların 2012 yılında çıkartılan Kanun nedeniyle karşı karşıya kaldıkları 1 derece hak kaybına giderilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılmalıdır.

            Sosyal hizmetlerde çalışan meslek elemanları 5395 sayılı kanun gereği suça sürüklenen ve mağdur çocukların ifadelerinde görevlendirilmekte, bu görev karşılığı verilen ücret hakim takdirine bırakılmaktadır. Ücretler hem düşüktür hem farklılık göstermektedir.  Bu görevlendirmelerde ücretlerin düzenlenmesi, artırılması ve hakimin takdirinden çıkartılarak kesinliğe bağlanması sağlanmalı, ücretler ASPB tarafından verilmelidir.

            Bununla birlikte toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçe talep ediyor, bu bağlamda toplumsal cinsiyet temelli taleplerimizi de iletmek istiyoruz;

ACİLEN KADIN BAKANLIĞI KURULMALIDIR

            50 bini aşkın nüfuslu yerleşim birimlerinde, transların da yararlanabileceği en az bir kadın sığınağı/yaşam evi, 10 bini aşkın nüfuslu yerleşim birimlerinde en az bir danışma merkezi, her 20 bin kadın için bir tecavüz kriz merkezi açılmalıdır.

            Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçe hazırlanmalı, sağlık ve sosyal hizmetlere ilişkin bütçeler toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı bir mantıkla; kadın emekçilerin ve kadınların tüm haklarını gözeten bir anlayışa sahip olmalıdır.

            Huzurevleri, kadın sığınma evleri, çocuk destek merkezleri başta olmak üzere tüm sosyal hizmet birimlerinde sunulan hizmetler toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten ve ayrımcı olmayan bir anlayışla düzenlenmeli, bu alanlarda çalışanlara düzenli eğitimler verilmelidir.

            Sağlık ve sosyal hizmet eğitimi veren kurumlarda ve hizmet içi eğitimlerde, toplumsal cinsiyet eşitliği ve ayrımcılık önemli bir başlık olarak ve tüm diğer derslere içerilmiş biçimde yer almalıdır.

ASPB’ye bağlı kurumlarda 24 saat açık, nitelikli, eğitim ve bakım hizmeti veren, ücretsiz kreşler açılmalı. Kreşler 0-3 yaş çocuk grubunu da içerecek şekilde düzenlenmelidir. Bu kreşlerden istihdam biçimi ve meslek ayrımı olmaksızın tüm emekçilerin yararlanması sağlanmalıdır.

 

            Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası olarak emekçilerin ve halkın yararına bütçe için mücadeleye devam edeceğimizi kamuoyuna saygı ile duyururuz."