"Çanakkale Zaferi Mustafa Kemalsiz düşünülemez"

Eğitim İş Sendikası Tokat Şubesi yönetiminden yapılan açıklamada Çanakkale zaferinin son zamanlarda göz ardı edildiği, Mustafa Kemalsiz bir Çanakkale yaratılmak ve Çanakkale zaferinin önemsizleştirilmek istenildiği belirtilerek, "MEB’in müfredat taslağında, Kut’ül-Amare’nin “zafer” olarak Çanakkale'nin ise bir “cephe” olarak ifade edilmesi bunun göstergesidir." denildi.

            Eğitim İş Sendikası Tokat Şubesi yönetim kurulunca Çanakkale Zaferinin 102'inci yıl döneminde yazılı bir açıklama yayınlandı. Birinci Dünya Savaşı’nda ve dünya tarihinde önemli bir dönüm noktası olan Çanakkale Deniz Zaferinin, kendisinden kat ve kat güçlü olan ordulara geçit vermeyen ulusun bütün varlığıyla özgürlük ve bağımsızlık uğruna verdiği mücadelenin sembolü, bir kahramanlık destanı olduğu ifade edilen açıklama şöyle oldu:

            "Bugün bu zaferin 102. yılını kutluyoruz.Türk Ulusu, özgürlük ve bağımsızlığı için her türlü engeli aşacağını, birlik içinde yurdun her karış toprağını canı pahasına savunacağını “Çanakkale geçilmez” dedirterek bu savaşta bir kez daha kanıtlamıştır.

            Çanakkale’de, ulus olma bilincinin tohumları atılmış, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması ve demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna zemin hazırlanmıştır.

            Azmi, kararlılığı, ileri görüşlülüğü, üstün askeri dehası ile tarihin akışına yön verecek ve Türk Ulusunun yazgısını değiştirecek Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, Çanakkale savaşlarında tarih sahnesine çıkmıştır. Çanakkale zaferinden de güç alan ulusumuz, Kurtuluş Savaşı’nda onun etrafında bütünleşerek ülkemizi parçalamak ve ulusumuzu esaret altına almak isteyen emperyalist devletlere karşı dünyada ilk bağımsızlık mücadelesini vererek büyük bir zafere imza atmıştır. Emperyalizmin ilk yenilebileceğini gösteren bu zafer tüm mazlum uluslara da örnek olmuştur.

            Ancak son zamanlarda bu zaferin önemi göz ardı edilmekte, Mustafa Kemal’siz bir Çanakkale yaratılmak ve ulus bilincini aşılayan bu kahramanlık destanı önemsizleştirilmek istenmektedir. MEB’in müfredat taslağında, Kut’ül-Amare’nin “zafer” olarak Çanakkale’nin ise bir “cephe” olarak ifade edilmesi bunun göstergesidir.

            Kurtuluş Ordusunun onca imkansızlığa, olumsuzluğa rağmen ırktan, renkten, mezhepten arınmış olarak birlik ve beraberlik içerisinde omuz omuza yan yana olmayı başarmış olması, bugün üzerinde yeniden ve yeniden düşünülmesi gereken bir olgudur. Bir ulus, yanındakinin ırkına, mezhebine, ideolojisine bakmayı aklından bile geçirmemiş; bu topraklar üzerinde ortak yaşam idealiyle kadın, erkek, genç, yaşlı birlik olup emperyalist güçlere karşı göğsünü siper etmiştir. Bu yüce destan, bu birlikteliğin yarattığı güçle yazılmıştır. Çanakkale ruhuyla yaşayan halkı 36 etnik gruba bölmekten çekinmeyenler, insanları “bizden olanlar” ve “bizden olmayanlar" şeklinde ayrıma tabi tutanların bu destandan alması gereken dersler vardır.

            Cumhuriyet'e ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan eğitimciler olarak, Çanakkale'yi, Kurtuluş Savaşı'nı kazanan bilinci koruyacağımıza ve bu bilinci genç kuşaklara aktaracağımıza söz veriyoruz.

Yurdumuzu işgal eden emperyalist güçlere karşı, ulusumuzun eşsiz bir mücadeleyle vermiş olduğu var olma savaşı ve bu savaş sonrasında kazandığımız zaferin 102. yıldönümünde, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü ve şehitlerimizi rahmetle anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz."