‘Aslan’lar gibi
‘Aslan’lar gibi

Haftalardır okuyanları kasvete düşüren başlıklı yazılar yazmaktan sıkılmıştım. Yani sırasıyla krizler varmış, maalesef olmuyormuş, sürpriz galibiyetler lazımmış veya az kalsın olacakmış da kursağımızda kalmışmış gibi ifadeler kullanıyordum ama emin olun ki bana da bu ifadelerden usanç gelmişti. Tokat Belediye Plevnespor geçtiğimiz çarşamba günü –sonunda- şeytanın bacağını kırdı ve sanki tüm mağlubiyetlerin acısını çıkarır gibi CEV Champions League’de son 12 takım arasına kalmayı başaran Arkasspor’u deplasmanda 1-3 mağlup etti. Dolayısıyla sezonun en fazla ses getiren zaferlerinden birine imza atmış oldu. Geçen hafta İnegöl Belediyespor’dan bahsettiğim yazıdan sonra nazire gibi bir zafer oldu. Şimdi artık havayı değiştirme zamanı. Belediye Plevnespor'un bu başarısının tadına varalım ve diğer yazıların acısını çıkarırcasına uzun uzun maçtan bahsedelim.

Tokat İzmir'e maçtan sadece 20 saat önce geldi ve idman yapmadı. Ancak yine de salı akşamı takımdan birkaç kişiyle görüşme fırsatım oldu. Sohbet esnasında dikkatimi çeken ilk şey ard arda gelen mağlubiyetlere rağmen pazar günkü Ziraat Bankası maçındaki oyunun moralleri düzeltmiş olmasıydı. Ayrıca ilk devredeki Ziraat Bankası maçında sakatlanan takımın orta oyuncularından Ali Samet İÇMEĞİZ’in de kafilede olması önemli bir ayrıntıydı. Sakatlığı tam olarak geçmemiş olsa bile oynayıp sorumluluk almak istediğini söyledi. Bu tavır belki profesyonelce değil ama takımdaşlık ruhu adına önemli bir argüman.

Kağıt üzerinde üstün görünen Arkasspor karşısında ortaya konan oyunda ve alınan galibiyette iki temel unsur var. Bunlardan birincisi oyuncuların rahat bir kafayla oynamış oluşu ikincisi ise teknik ekibin maça çok iyi hazırlanması. Rakibe karşı iyi hazırlanıldığı o kadar belliydi ki cidden tebrik etmek gerekir. Bunlara ek olarak başlıktaki vurgudan da anlaşılacağı üzere maçın kilit oyuncusunun Aslan EKŞİ olduğunu da söylemeliyim. İstatistiklere bakmadan sadece oyunun genel akışına yaptığı etkiyi göz önüne alarak yapıyorum bu yorumu. Diğer pasör Orçun ERGÜN de iyi oynadı, ilk seti alırken pasör Orçun’du hatta alınan ikinci setin son sayısında pası da yine servis için oyuna giren Orçun attı ama Aslan'ın oyuna girişiyle takımın çehresi değişti, güven veren bir duruşa kavuştu. Oyunun genelinde pasör çaprazı STATSENKO ile iyi anlaşması takımın hücum gücünü oldukça artırdı. Nerdeyse tüm oyunculara tekli blokta hücumlar yaptırdı. Özellikle son setin başındaki rakip oyuncuların göğsüne ve kafasına isabet eden hücumlar önemli bir psikolojik üstünlük sağladı. Oyunun tamamen koptuğu bu anlarda Aslan hem ismine hem de oynadığı pozisyona yakışır bir liderlik sergiledi. Hata yaptığı

anlardaki sakin tavrı bile ortama hakim olduğunu hissettirdi. Aslında ikinci devrenin başında transfer edildiğinde çok büyük bir farklılık yaratacağını düşünmediğimi söylemiştim. Ancak ben yanılmış olmaktan ötürü memnunum.

Şimdi biraz da istatistiklerden konuşalım. En dikkat çekici kısım Plevnespor'un aldığı galibiyete karşın sadece yedi blok yapmasıydı. Takım aldığı en ağır mağlubiyetlerde dahi daha yüksek sayıda blok yapıyordu. Tabi burada Arkas’ın devasa hücum gücünü de unutmamak lazım. Kişisel performanslara baktığımızda ise karşımıza Martin ATANASOV’un aldığı 21 sayı çıkıyor. Özellikle servis karşılama konusunda çok aksamayınca oyuna girebildi ve takım ondan yüksek verim elde etti. Yine servis karşılama konusunda GORCHANIUK’un karşıladığı 28 serviste sadece 1 hatayla oynamış ve %50’lik bir yüzde yakalamış olması da bahsetmeye değer bir başka nokta. Son olarak takımın kaptanlarından libero Semih ÇELİK’ten bahsetmek istiyorum. Üzerine çok servis atılmadığı için bu konuda dikkat çekici bir istatistiği yoktu ama kritik anlarda yaptığı defanslar gerçekten oldukça önemliydi. Ayrıca yeri geldiğinde saha dışında gösterdiği özveri de tarafımca biliniyor. Tokat voleybolu için çok kıymetli bir isim ve yönetim onun takıma uzun yıllar hizmet edebilmesi için gereken her şeyi yapmalı.

 

Önümüzdeki yazıda normal sezonda kalan üç maçta üç büyüklere karşı alınabilecek üç puanlara değineceğim. Böylece dört dörtlük bir galibiyetin yazısını üç üçlük bir şekilde bitirmiş oluyorum. Zamanla ben de dört dörtlük olurum belki, esen kalın…