İŞSİZLİK VE EKONOMİK SIKINTI
Çok değerli bir hocam İstatistik dersini anlatırken “İstatistik aslında bikiniye benzer; Her şeyi tüm çıplaklığı ile göz önüne seriyor gibi görünmesine karşın gizlemesi gerekenleri iyi gizler” sözünü kullanmıştı. Kulakları çınlasın.
Devlet İstatistik Enstitüsü rakam açıklıyor. ”Türkiye genelinde işsiz sayısı Kasım 2009 döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 233 bin kişi artarak 3 milyon 270 bine, işsizlik oranı da 0.5 puanlık artışla yüzde 13.1’e yükseldi. Ekim 2009'da yüzde 13 olan işsizlik oranı böylece Kasım’da tekrar yükselişe geçti. Mevcut işsizlerin 499 bin kişiyle yüzde 15.3’ünü bu dönemde işten ayrılanlar oluşturdu.” Vah, vah. vahh.
Vah ki vah çünkü bu açıklanan rakamlar Resmi rakamlar yani bikininin gizlediği kısmını kapsamıyor. Hadi bir de madalyonun diğer tarafına bakalım. Açıköğretim Fakültesi Kontenjanını yükseltmişiz olabildiğince, neredeyse çevremizdeki her 3 kişiden biri o okul öğrencisi. Bu aynı zamanda Eskişehir Anadolu Üniversitesi açısından önemli bir Finans kapısı. Ama benim ilgilendiğim kısım işin bu yanı değil. Bu Üniversiteye kayıtlı kişiler İşsiz değil Öğrenci olarak geçiyor kayıtlara.
Diğer taraftan Özelleştirilen önemli kurumlar var. Türk Telekom da bunlardan biri. Türk Telekom da çalışan kapsam içi personelin büyük kısmına ya istifa et tazminatını % 50 fazlasıyla al. Ya da nereye gönderirsem orada çalışacaksın denildi. İstifa eden personele de eğer Emekliliğine 3-5 yıl kaldı ise bir defaya mahsus olmak üzere Primini dışarıdan kendisi yatırmak kaydıyla Emekli Sandığına (Halâ SGK içerisinde ayrı olarak değerlendiriliyor.) devamına imkan tanındı. Ama bir şartla İş ve İşçi Bulma Kurumuna Kayıt yaptırmayacak, işsizlik maaşından faydalanmayacaksın. Hele hele herhangi bir yerde çalışmayacaksın. Yani anlayacağınız bunlar da bikininin altında kaldı.
Sanayi Bakanı Nihat Ergün bir soru önergesine verdiği cevapta Kasım 2009 ile Şubat 2010 tarihleri arasındaki 2,5 ayda toplam 11 bin 767 KOBİ İşletmesinin kapandığını söylüyor. Aynı önergenin devamında da ekliyor, “1 Ocak 2009 ila 31 Aralık 2009 tarihlerinde kapanan işyerleri nedeniyle toplam 118 bin 743 sigortalının işini kaybetti.” Oysaki Her KOBİ’de ortalama 10 işçi istihdam edildiği düşünülse 2,5 ayda yaklaşık 118 bin işçi işsiz kaldı.
Oysa Sayın Bakan bir yıllık rakamı 118 bin açıklıyor. Kaldı ki bir de bu rakamlar Sigortalılara ait. Kaçak istihdam edilenleri de kattığınızda 3 ile çarpmak lazım. Gördüğünüz üzere yalan bile söylerken “Doğru Yalan“ söyleyemiyoruz. Kuyruklar anında dolaşıveriyor.
Tabiidir ki bu işletmeler içerisinde sayın Başbakan’ın AVM’lerin reklamını yaparak artık bitti dediği Bakkal amcalar ve küçük esnaf yok. Son 10 yılda kapanan Bakkal sayısı 75 bin. Tabii bu rakam Bakkallar Federasyonunun titiz çalışmasıyla belirlenmiş. Aynı rakamları Elektrikçi, Tuhafiye, Züccaciye, Nalbur, Semerci, Bakırcı, Marangoz için elde etmek çok zor ama emin olunki en az 800 bin civarında bu kapanan dükkanlar, Çevrenize bakıp boşalan kiralık dükkanlardan bunun en iyi istatistiğini tutarsınız.
Rakamları İstatistik verileri bir yana bırakalım ve gözümüzün önünü görelim. Artık her hanede neredeyse en az 1 işsiz var. Ve bu kardeşlerimizin işi olsa hemen evlenecek ve yuvadan uçacak, yaşı çoktan geçmiş. Ama Sosyal Yardımlaşmadan gelen Patatesle, Soğanla, Kömürle de düğün yapılmıyor ki. Bırakın onu kendisinden 2 küçük kardeşi bile Askerden gelmiş ve aynı durumda. Evin reisi artık tek maaş ile evi geçindirememenin ezikliği içinde eve neredeyse gece yarısı gizlice gelir olmuş. Delikanlılar ise nereden başladım şu zıkkıma dediği sigara parasını bile babanın elinden beklemenin ezikliğinde, tabii bulabilirse. Sağda solda 2 günlük 3 günlük geçici iş bile bulsa yeter ama iş nerede. İşi verecek işletmeler ayakta duramıyor ki.
Ne güzel söylüyor sayın başbakan “Çalışmayana ekmek yok” Oysa biliyoruz ki, çalışacak iş bulabilmek, tercihe bağlı değil; dolayısıyla çalışmamanın “tembellik” ya da “asalaklıkla” hiç ilgisi olmayan nedenleri var bu delikanlılar için.
Bir de Kişi Başına Düşen Milli Gelir yalanı var. Bu oran Gayri Safi Milli Hasıla’nın ülke nüfusuna bölünmesi ile bulunur. Sabah sabah uyanıyorsunuz bir anda cebinizde 2000 dolar fazla. Bir huzur dolu bir mutlusunuz ki, düşünsenize aylardır bekleyen tüm kredi kartı borçlarınızı kapatacaksınız, açlık sınırının kat kat üstüne çıkacaksınız, issizlik fonuna katkıda bile bulunacaksınız artan parayla. Bu ülkede insanlar ne kadar kolay zengin oluyor böyle. Hastasıyım bu hükümetin böyle matematik oyunlarına. Sürekli yatarak, yattığınız yerden, üretmeden, eldekini avuçtakini satarak gayet de zengin olunabiliyormuş.
Sayın Başbakan’ın teğet geçtiği bu olsa gerek. Zaten öyle olmasaydı açıkladığı servet bu kadar kat artabilir miydi? Belli ki biz hesap kitap bilmiyoruz.
Hatta 2013’te kişi başına düşen gelir 10 bin doların üzerinde olacakmış. Eh 3 oğlan bir Ayvaz bir de ben Köroğlu ettik mi 5. Çarp 10 bin ile tamı tamına 50 bin eder. 50 bin Dolar ye ye bitmez. Artık çalışmaya falan da gerek yok.
İlk önce şuna dikkatinizi çekmek istiyorum: Bizim iktidar politikacılarımız, ülkeye sıcak para girip de döviz kurları aşağıya doğru giderken, milli gelir rakamlarını dolarla ifade ederler.
Neden? Çünkü milli gelir doğal olarak önce Türk Lirası bazında hesaplanır. Daha sonra dolar kuruna bölünerek dolara çevrilir. Bunun tabii sonucu olarak da enflasyonun %10'un üzerinde seyrettiği bir ülkede üretim ve istihdam hiç artmasa dahi, milli gelir TL bazında %10 artmış gibi görünür. Bir de bu artışı düşen bir dolar kuruna bölerseniz (örneğin 1.40'dan 1.15'e düşen bir kura) milli gelir gerçekte hiç artmamışken dolarla ifade edildiğinde ciddi boyutta artmış görünür.
Yani Milli gelir 100 lira olsun. Bunu önce 1.40'a bölelim, dolar bazında milli gelir 71.43 $ çıkar.
100 liralık gelir hiçbir üretim artışı olmadan sadece enflasyonla 110'a liraya çıksa, kur da 1.15'e düşse, 110'u 1.15 bölerseniz milli gelir 71.43 dolardan, 95.65 dolara büyümüş gibi gözükür. İşte bu 95.65 $ bir önceki yılın geliri olan 71.43 $'dan tam yüzde 34 daha büyüktür…
Reel gelir aynı kalmışken, yani TL bazında reel büyüme "sıfır" iken, dolarla ifade edilen büyüme %34'tür…
Senelerdir Enflasyona rağmen ülkeye giren sıcak para dolar kurunu düşürüyor, Biz de milli gelirimiz kişi başına 5.000 dolardan, 10.000 dolara çıktı zannedip seviniyorduk. Ya da sayın Başbakan böyle sevinmemizi istiyordu.
Ancak!.. Bugün dolar kuru 1.50 liranın üstüne çıktı. Devletin istatistik kurumu milli gelirin reel olarak % 13.8 azaldığını söylüyor. Aynı kurum milli gelir dolarla hesaplandığında % 30 azaldı diyor! Siz bu günlerde hiçbir politikacının ağzından kişi başına milli gelirin kaç dolara indiğini duydunuz mu? Kimse söylemez.
Çünkü bakın, toplam milli gelir dolar bazında % 30 geriledi ve bir yılda nüfus da hiç olmazsa %1.5-2 artmış ise; kişi başına gelir % 30'dan da fazla küçülmüştür. Bırakın 10 bin doları 7 bin doların da altına düşmüş demektir. Kur düşüp de milli gelir kâğıt üstünde 10 bin dolara çıkınca tüm politikacılar, "Milli geliri 10 bin dolara çıkarttık" diye nutuklar atarlar.
Şimdi bir tanesi çıkıp da, "Milli geliri 7 bin doların altına indirdik!" der mi?
Hem de nasıl der. Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Türkiye ekonomisinin bu yıldan itibaren yeniden büyüme eğilimine gireceğini, kişi başına milli gelirin de istikrarlı bir şekilde artmaya devam edeceğini belirtmiş. Hayrola kur yükselirken bu ne kabadayılık demeyin onun ipucunu da hemen sıcağı sıcağına veriyim.
TÜİK Milli gelir hesaplamasında temel veri olarak Baz aldığı bazı değerleri yeniden belirledi. Yani anlayacağınız şu ana kadar olan hiçbir veri artık bundan sonrakiler ile kıyaslanamayacak.
“Yalan var, kuyruklu yalan var, bir de istatistik var"
KÖROĞLU