Mehmet Ali Tanrıverdi'nin kaleminden...
Dinimiz sadece iman etmek, namaz kılmak, zekat vermek, hacca gitmekle bitiyor mu? Dinimizi bilmek için bunlar yeterli mi?
Gaşiye Suresi’nin 21. ve 22. Ayetleri şöyle der, “Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin. Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin.” Bu Ayetten ne anlam çıkarılmalı? Bir müslümanın yapacağı en kutsal görev dinimizi anlatmak, güzelliklerinden ve huzurundan bahsetmek, bir nevi meditasyon olduğunu vurgulamak, dinimizin haram ettiği şeyleri izah etmek, sevap ile kazanılacakları anlatmak ve Allah’ın varlığını ispatlamaktır. Dinimiz zorbalığı HARAM saymaktadır…
Fethullahçılar denilen gruptan tabi ki benim de arkadaşım olanlar var. Grup toplantılarına katılan büyük bir kitlenin varlığı da bilinmekte. Ve sohbetlerinde temel konunun din olduğunu, iman olduğunu duymuştum. Ve taktirle karşılamıştım. İmanı kuvvetli olanların haramdan, zorbalıklardan, hileden, iftiradan uzak kalanlar olması gerektiğine inanmaktayım. Dinimizce işin kuralı budur. Fakat benim anlam veremediğim (-çizmeyi aşmadan-) bu grubun devlet ile olan ilişkileridir. Devlete sızdıkları haberleridir. Ve bunun nedenleridir? Sızma olsa da Allah’ın yarattığı kullara bir ayrımcılık ortamı yaratarak GÜNAHA girmek gibi bir faaliyetlerinin olacağını zannetmem… Çünkü;
Isra Suresi’nin 15. Ayet “Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur, kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkâr, başka bir günahkârın günahını yüklenmez.”
İnsan Suresi’nin 3. Ayeti de, “Biz insana doğru yolu gösterdik, ister şükreder ister küfreder” der.
Necm Suresi’nin 39’uncu Ayeti de, “İnsanoğlu için hiçbir şey yoktur, ancak kendi yaptığı vardır"
Bu ayetlerle benim anladığım kadarıyla her koyun kendi bacağından asılır manası çıkmakta… Bir başkası için ne günaha gir ne de dinini tam bilmeden bir başkasına kulluk et… Edersen de dikkat et GÜNAH senindir. Onun değil…
Demek istediğim her kim olursak olalım din anlamında ahirette yargılanırken kendi günah ve sevaplarımızla yapayalnız kalıp yargılanacağız. Bu da gösteriyor ki din adına oluşturulan grupların Allah’ın yarattığı diğer kullarına ellerindeki güçleri kullanarak bir ayrımcılık yapmak, istenilmeyen bir taraf haline getirmeye çalışmak gibi bir zorbalığa bir etmen olacaksak bunun günahını öteki tarafta çekeceğimizi Allah ayetleri ile bize duyurmuştur.
Bu anlamda Fethullahçılar olarak adlandırılan grubun din adına hemen hemen her gün sohbetler ediyor olması bu grubun ayetlerin emri dışına çıkacak bir yaptırıma müsaade etmeyeceği mantığı ortaya çıkmaktadır. Çünkü Ayetler’in değiştirilemez bir gücü vardır. Ya da o emri yok sayacak bir yorumu da yapılamaz. Eğer yapılıyorsa onun din ile değil, Allah için değil, iman için değil daha farklı bir amaca hizmet ettiği ortaya çıkar…
Ma’un Suresi’nin 4. 5. ve 6. Ayetleri, “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, Onlar namazlarını ciddiye almazlar. Onlar namazlarıyla gösteriş yaparlar”
İsra Suresi’nin 37’inci Ayeti şöyle uyarmaktadır, “Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin.”
Maide Suresi 8’inci Ayet: “Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın…"
Bakara Suresi’nin 191’inci Ayeti ne güzel uyarmaktadır: "Zülüm, baskı, nifak, adam öldürmekten daha büyük bir günahtır.”
İsra Suresi’nin 81’inci Ayeti : “Sakın moralinizi bozmayın ‘batıl’ ‘Hakkın’ karşısında yıkılmaya mahkûmdur.”
Bu konularda bir ilahiyatçı değilim. Bir yanlışım varsa lütfen bağışlayın. Ya da yorumlayarak bir katkı sağlayın… Saygılarımla…