DELİLER DE OKUR

Tokat Merkez Avlunlar Köyünde 1945 yılında doğdum. Yanımda nüfus cüzdanım yok, belki doğumum doğru olmayabilir. İzzet Güler’le Aliye’nin iki çocuğundan biriyim. Babam çiftlikte zar zor geçiniyordu. Ben küçüktüm, ne olduğunu anlamadan babam öldü. Annemle iki çocuk kala kaldık. Annem tek başına yaşamla mücadeleye daha fazla dayanamayıp evlendi. Hasan diye bir babalığım olmuştu. İki kardeştik, iki çocuk da daha sonra oldu. Annem bizi hiç yanından ayırmadı. Yaşım yediye ulaşınca okula gideceğim diye seviniyordum. Köyde öğretmen kapı kapı çocukları okula yazıyordu.  Beni okula yazmadı. Sebebi, bana ‘del’ dediler. Ben deli değildim. Üstüm başım yoktu, saçım başım kirliydi. Yetim olduğumdan biraz hırçın ve kavgacıydım. Sahipsizlik, kimsesizlikten adım deliye çıkmıştı. Annem Niksar’ın Huri köyünden gelin gelmişti. Beni Huri köyüne akrabalarının yanına gönderiyordu. Bazen de Amcamların yanına gidiyordum.

Amcam Mustafa Güler bu kız başı boş, sahipsiz ortalıkta sürünmesin diye beni 13 yaşında, Mehmet Aktaş’la evlendirdi. Eşim de daha o yıl ilkokulu yeni bitirmişti. Benim okuma yazmam yoktu. Mehmet Aktaş’la benim yıllar sonra 6 çocuğumuz oldu. Çocuklarımı okuttum. En fazla liseye kadar, ortaokul ve ilkokul mezunu yaptırdım. Okumayan bırakamadım.

Muhtarlık binası bize yakın. Okuma yazma seferberliği başlamış, bunu duyan komşum Hatice “kız Gülser bacı senin okuma yazman yok, okuma yazma kursuna katıl” dedi. Beni okula gelmeme sebep oldu. Okul açıldı bir hafta hastalandım gelemedim. Arkadaşlarımdan geri kaldım. Ama geldiğim günler de çok şeyler öğrendim. Okuyup yazacağım okuyanı çok severdim. Merakım var. Bana deli deyip okula almayanlardan Allah sorsun. 29.03.2018

DEVAM EDECEK: YARIN DURDANE EROĞLU: “YOKSULUN ÇOCUĞU DA YOKSUL OLUR”