YARIM HOCA...(Yıllar önceydi)

SSK Hastanesi Dâhiliye kliniğinin önündeki plastik sandalyelere ilişmiş sıramızı beklerken eşini ilk bulduğu yere oturtan genç, bir süre dikkatlice beni süzdü;

- Ben sizi tanıyorum.

- Olabilir.

- Siz öğretmendiniz değil mi?

- Evet.

-Tamam. İlk sene Türkçe dersime girdiniz.

- Hangi yıllarda?

-Eski Ticaret Lisesi’nin bodrumunda, 1-D sınıfındaydık…

-Sınıfınızda göze çarpan kimler vardı? En çalışkan, en tembel, en yaramaz gibi…

-Şöyle bir olay olmuştu hocam. Belki hatırlarsınız: Bir gün aşı yapılacak dediler. O derse öğretmenimiz gitmemişti. İçimizden iri yarı bir arkadaşı kapıya bekçi diktiler. Kimse kaçmasın diye. Meğer o hepimizden korkakmış. Yöneticiler gidince ilk önce bekçi kaçtı. Peşinden birer ikişer hepimiz kaçtık. Yalnız bir arkadaşımız “Ben tetanos aşısı oluyorum. Hatırlatırım, bana iğne yapmazlar” güvencesiyle kaçmamış.

                Arkadaşımızın her türlü açıklama ve itirazlarına rağmen “Korkudan söylüyorsun” ukalalığı ile onu zorla aşılamışlar. Ne yazık ki birkaç gün sonra arkadaşımızı maalesef kaybettik.

                Evet, şimdi anımsadım. Demek, o sizin sınıftaydı. Allah rahmet eylesin delikanlıya, ne diyelim. Boşuna dememişler. “Yarım hoca dinden, yarım doktor candan eder." diye…

Bugün de bu karşılaşma yetti, beni allak bullak etmeye…

                Yine Milli Eğitim: 26 Kasım Cuma günü Kanal D’nin sabah haberlerinde kar yağışı nedeniyle Tokat’ta okulların tatil edildiği bildiriliyor. Hemen çocuklara telefon ediyoruz ki torunum Sezen’i okula göndermesinler. Çocuk “giderim” diye ağlıyormuş…

Pencereden bakıyorum. Servislerle ya da yürüyerek gelen öğrenciler, okuldan geri dönmüyorlar.

“Birçok gidenler oldu her biri memnun ki yerinden,

Birçok seneler geçti, dönen yok seferinden” Y.K. Beyatlı.

                Tatil oldu mu diye okulu arıyoruz. “Milli Eğitimden böyle bir bilgi alınmadığını” söylüyorlar. Çocuklar tekrar aranıyor. Sezen’in okula vaktinde intikali sağlanıyor.

                Bir ya da iki ders sonra servis ve özel araç korna sesleri çocuk cıvıltılarına karışıyor. Belli ki okul yönetimi tatil kararını öğrenmiş ve uygulamıştır. Her gün velisince alınmaya alışık öğrenciler, velinin gafil avlanması yüzünden ortalıkta çaresiz ve şaşkın dolaşmakta. Şairin, “ Şimdi yakınlar uzak, şimdi uzaklar yakın” dediği gibi İstanbul’daki Kanal D, Tokat’ta okulların tatil edildiğini duyuyor da Tokat’taki okul yöneticilerinin çoğu belki de hepsi duymuyor. Bu çelişkiyi açıklayacak bir yetkili yok mu?

                Telefon zinciri, yerel televizyonlarda alt yazı, Belediyenin ses yayın cihazı gibi olanaklardan yararlanmak çok mu zor?

 

                Çocukları sokaklarda şaşkın dolaştırmak, velileri perişan etmek marifet mi?