TOKAT GAZETESİ

ABDULKADİR GEYLANİ’DEN ÖĞÜTLER-2-

 

Nefsini bırak! Ve ondan uzaklaş! Nisbi olarak kendine izafe ettiğin mülkten ayrıl!.. Hepsini Allah’a teslim et! Ve kalbin kapısında bekçi ol! Allah’ın “gönlüne sakla” dediklerini içeri al ve “alma” dediklerini kalbine sokma!  Kötü istekleri kalbinden çıkardıktan sonra bir daha yaklaştırma!  Bu şeytani arzuları kalbten çıkarmak, her halde ona uymamak ve daima muhalefet etmekle olur.

 

            Allah’ın iradesi dışında bir şey isteme! O’ndan başka bir şey istemek boş bir temennidir. Akılsızlıktır. Sakın böyle bir hevese düşme! Telef olursun. Helak olursun! Hak’kın merhametinden uzak kalırsın. Sonuna kadar Allah’ın emirlerini tut! Sonuna kadar yasak ettiği şeylerden kaç! Sonuna kadar O’nun kaderine teslim ol! Yarattığı şeylerden hiç birini O’na ortak yapma. Şirk koşma!İsteğin, arzun, şehvetin, hepsi O’nun yarattıklarıdır.

 

            İsteme! Kötü arzularına kapılma! Şehvete düşkün olma! Ta ki müşrik olmayasın! Bütün hayır haddi bilmekte ve ona razı olmaktadır. Bununla beraber başkalarının hiçbir şeyine göz dikmemektedir. Başka bir şeye iltifat etmemektedir. Çünkü o baktığın ve arzu ettiğin şey üç kısma ayrılır. Birincisi, senin nasibin olmasıdır. İkincisi başkasının nasibi olma ihtimali. Üçüncüsü, ne senin ne de başkasınındır. İhtimal ki; Allah’ü Teala, onu bir tecrübe vasıtası olarak yaratmıştır

 

Baktığın şey her ne ise... Eğer o, sana nasip olmuşsa ihtirasa düşüp ardından koşsan da gelir koşmasan da. İstesen de gelir, istemesen de Bu hale göre, mutlaka onu elde etmek için çırpınman ve edebe uymayan bazı hareketler yapman sana yakışmaz. Bu hal, ilim ve akıl ölçüsüne vurulursa hiç de sevilen bir şey olarak meydana çıkmaz. Eğer o şey, başkasının nasibi ise.... çırpınman niçin?.. Çünkü o şey sana hiçbir zaman gelmez.

 

            Allah’ın kudretini küçük görme! Takdir ve tedbirde, onu itham etme... O’nun vaadinin doğruluğunda şüpheye düşme... Hz. Peygamberi (S.A.) kendine örnek al... O büyük insana inen ve mushaflarda yazılan, dillerde okunan bazı ayetler kaldırıldı... Bazısı değişti, yerine başka ayet geldi... Biraz önce haber verdiğinin aksini az sonra söyledi. Ama bu hal zahirde böyle oldu. Öbür yönünü, ancak, Allah’la kendi arasında bir iş olarak kabul ederiz...

 

            Avuç içi kadar dar yerde de kalsan, geniş sahalara da çıksan, her ikisi de sana göre müsavi olmalı... Ve yukarıda anlattığımız halini ve edebini muhafaza etmeğe çalışmalısın. Başını önüne eğ. Çok edepli ol... Daha da üstün vazife görmeğe çalış. Çünkü padişaha en çok sen yakınsın, senin kabahatin de çabuk görülür. Bu sebepten senin için tehlike daha fazladır.

 

            Bulunduğun halin daha üstüne ve daha aşağısına geçmeği isteme. Orada sabit kalmayı, baki olmayı arzu etme. Bulunduğun vazifenin şeklini değiştirmeğe yeltenme... Böyle bir şey yapmağa senin bir salahiyetin yoktur. Böyle bir şey yaparsan nimetleri inkâr yolunu tutmuş olursun; bu ise, dünya ahirette sahibini utandırır...

 

            Nefis; başta Allah’ın zıddıdır. Hâlbuki her şey sahiplidir. Böyle olduğu için nefis, hem yaradılış itibariyle, hem de mülk olarak Allah’ındır. Bu arada nefse boş iddia ve arzu, bir de kötülükleri ile sevinmesi kalır.

            İş böyle olduğuna göre, sen, Hakka uyarak nefsine muhalefet edersen; Allah için nefsine hasım olmuş olursun.

 

 

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat