TOKAT GAZETESİ

MİRACIN HİKMETLERİ

"Kulu (Muhammedi ) gecenin bir bölümünde - kendisine bir kısım ayetlerimizi (kudretimizi yansıtan belgelerimizi ) göstermek için - Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah ( bütün noksanlıklardan ) yücedir, münezzehtir. İşiten ve gören O'dur." ( İsra-1. âyet )

Peygamberimizin mucizelerinden biri de Miraç olayıdır. Hz Muhammed’in (a.s.m) Mekke’den Kudüs’teki Mescidiaksa’ya oradan da Allah’ın ayetlerini görmek için göklere yükseltildiği Recep ayının 27. gecesidir. Peygamberimizin Mekke’den Kudüs’teki Mescidiaksa’ya götürülmesine “İsra” göklere çıkarılmasıyla ilgili meydana gelen büyük mucizeye de “Miraç” denir.

Miracın hikmeti çok yüksektir. İnsan fikri onun mahiyetini anlamakta aciz kalıyor. Akıl kendi başıyla onu kavramaya yetmiyor. Ancak bazı işaretlerle hakikati bilinmese de vücudu anlaşılabilir.

Kâinatın yaratıcısı Hazreti Allah miraç ile ehadiyet tecellilerini göstermek için seçilmiş kulu olan Hazreti Muhammed’i (a.s.m) bütün mahlûkat namına kendine muhatap yapmıştır. İlahi maksatları bildirmek, anlatmak, yaratılan varlıklardaki sanatının güzelliklerini onun nazarıyla müşahede etmek istemiştir. Hazreti Allah hem cemal hem de kemal sıfatları ile bizzat sevilmeye layık bir zattır. İşte o cemal ve kemal sahibi olan Allah yarattığı varlıkları nihayetsiz şekilde sever. Allah yarattığı sanatlı şeyleri sever. Onlar içinde kendi cemalini ve kemalini sever.

Sanatlı bir şekilde yaratılan varlıklar içinde en sevimli ve en yüce olan hayat sahipleridir. Hayat sahibi varlıklar içinde en sevimli ve en yüce şuur sahipleridir. Şuurlu varlıklar içinde en geniş ve gelişmiş olan insanlardır. Varlıklar içinde insan Allah’ın kemal tecellilerinin numunelerini gösteren sevimli bir ferttir.

Varlıkların sanatkârı olan Allah, bu varlık âleminde yayılan muhabbet tecellilerini bir noktada toplamıştır. Güzelliklerin bütün çeşitlerini göstermek için yaratılış ağacının nurlu meyvesi olan o fahri kâinat, Hz Muhammed’i (a.s.m) miraç ile kâinat namına sevgisini göstermek için ve huzuruna celbetmek ve güzelliğini göstermekle şereflendirmek istemiştir.

Ezel ve ebed sultanı olan Allah sonsuz mükemmelliğini ve sonsuz güzelliğini görmek ve göstermek istemiştir.

Şu âlem sarayını bu maksatla yapmıştır. Her bir varlık pek çok dillerle Allahın mükemmelliğini zikreden pek çok işaretle onun cemalini gösterir.

Allah’ın güzel isimleri olan Esmaül Hünsasının her bir isminde çok gizli manevi defineler vardır. Her bir mukaddes ünvanında gizli güzellikler bulunur. Şu kâinat bütün varlıklarıyla bunu apaçık şekilde göstermektedir.

İşte Allah böyle bir âlem sarayını, kendi güzelliğini ve mükemmelliğini görmek ve göstermek için yaratmıştır. O saraydaki acaib şeylerin kaynaklarının ve mahzenlerinin neticeleri olan yüce âlemlerde birisini gezdirmesi gerekiyor. Bunun için de Hazreti Muhammed’i (a.s.m) kendi yakın huzuruna alıp şereflendirmiştir. Onu miraca çıktığında ahiret âlemlerinde gezdirmiştir. Umum kullarına onu muallim yapmıştır. İlahi istekleri doğrultusunda onu bir mübelliğ (tebliğ edici) olarak göndermiştir.

Âlem sarayındaki kâinat ayetlerini açıklayan bir müfessir olarak onu vazifelendirmiştir. Ona mucizeler vermek suretiyle has kulu olduğunu ilan etmiştir. Hazreti Kuran gibi bir fermanı onun eline vermiştir. Böylece Hazreti Muhammed’i (a.s.m) has ve sadık bir tercüman olarak bildirmiştir.

Konumuzu Peygamberimizin naklettiği ve miraçta kendisine gösterilen bazı olaylar ile noktalayalım. Peygamber Efendimiz Miraç'ta gördüklerini şöyle anlatır:

* “Göğe çıkarıldığım gece Cebrail ( a.s ) gördüm, Allah korkusundan eski kilim gibi titriyordu." ( Rumuz el Ehadis: 353/6 )

* " Miraç'ta ümmetler bana gösterildi, ümmetimin çokluğu beni sevindirdi. Razı oldun mu? Diye bana soruldu. Ben de evet razıyım, dedim. Yetmiş bin kişi hesapsız cennete girecek, denildi. Bunlar kin tutmayan, efsun-büyü ettirmeyenler, Allah (CC) a tevekkül edenler" dendi.

* "Miraç'a götürüldüğüm gece cennette yüksek seviyede yapılmış köşkler gördüm. Cebrail'e :- Bunlar kimin içindir, diye sordum. Cebrail:"

- Öfkesini yenenler ve insanları af edenler içindir." ( a.g.e. 287/11 )

" Karınları şiş kimseler gördüm. Firavun taifesi onları çiğniyorlardı.-Kim bunlar, dedim. Cebrail:

-Faiz yiyenler, dedi.

* Bazısı pislik yiyor, bazıları avret yerlerinde bir yama ile hayvanlar gibi otluyor, bazıları memelerinden, bazıları ayaklarından asılı bir topluluk gördüm:- Kim bunlar, diye sordum. Cebrail:

- Zina edenler, çocuklarını öldürenlerdir. Dedi.

* Kendi etlerini yiyenler, derilerinden kesilip ağızlarına tıkılanlar gördüm.- Kim bunlar, diye sordum. Cebrail:

- Dedi kodu yapanlar dedi.

* Başları taşla ezilen bir topluluğa rastladım. Başlar eziliyor kısa zamanda tekrar eski haline dönüyor, tekrar eziliyordu.- Kim bunlar, dedim. Cebrail (as):

- Başları namaz kılmayan kimselerdir, dedi. * Dil ve dudakları kesilen, kısa zamanda iyileşen, tekrar kesilenler gördüm.

- Kim bunlar, dedim. Cebrail (a.s.)

- İnsanları, fitneye çağıran, aralarına fitne sokan-insanların arasını açanlardır, dedi.

* Dudakları deve dudağı gibi kimseler vardı. Parça parça et kesiliyor, ağızlarına da ateşten taş koyuyorlar, taşlar dübürlerinden çıkıyordu.- Kim bunlar, dedim. Cebrail (as):

- Hak yiyenlerdir, dedi. *Bir topluluk gördüm önlerinde sofra vardı. Sofra güzel yemeklerle donatılmıştı, onlar o yemekleri bırakıp pislik yiyorlardı. Kim olduklarını sordum.

- Helal eşlerini bırakıp harama yönelenlerdir, denildi. * Miraç gecesi, bir kavme uğradım ki, karınları evler gibi şiş idi. Bu şiş karınlar

yılanlarla dolu idi ve yılanlar dışarıdan gözüküyordu. Ben ey Cebrail! Bunlar kimlerdir? Diye sordum

-Bunlar faiz yiyenlerdir, dedi. ( Kütüb-i sitte: 17/ 264, Rumuz el Ehadis: 15/6 ) Ne mutlu bu kutlu nebinin miraç hakikatini anlayıp izinden gidenlere…

MEHMET ERBAŞ merbas59@hotmail.com

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat